#3havalimanınaDiren

Published on Eylül 12th, 2016 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

3. havalimanı işçileriyle söyleşi: İnsanlık dışı koşullarda çalışıyoruz


(Sendika.org – 11 Eylül 2016)

3. havalimanı hem çevreyi talan etmesiyle hem de yaşanan iş cinayetleriyle adını sıkça duyurmaya devam ediyor. Cengiz, Mapa, Limak, Kolin ve Kalyon’un ortaklığıyla başlayan proje birçok hukuksuzluğu da barındırıyor. En son bir işçinin yakılarak katledilmesiyle gündeme gelen 3. havalimanında neler yaşandığını orada çalışan işçilerle konuştuk.

Demir ustası Mehmet Salih Hangül ve inşaat işçisi Yusuf Beyaz asgari geçim indirimlerini alamadıklarını, izinleri dışında işe gidemediklerinde sigortalarının kesildiğini, kampta sağlıksız koşullarda yaşadıklarını ve Kürt oldukları için ayrımcılığa maruz kaldıklarını anlattı. 

Van depreminde işini kaybeden Yusuf Beyaz İstanbul’a Van’da kalan ailesine bakmak için geldiğini anlattı. Havalimanı inşaatında bulunan kamplarda kaldığını söyleyen Beyaz, işçilerin insanlık dışı koşullarda yaşadıklarını belirterek kampların Nazi kampından farkı olmadığını söyledi. Çocuklarına bir ayakkabı bile alamadığından yakınan Beyaz, “Cumhurbaşkanı, Başbakan IMF’ye borç verebilecek durumda olduklarını söylüyor, IMF’ye borç vereceğim diyene kadar kendi halklarına versinler” diyor:  “Önce kendi halkın için harca elindeki parayı. Cumhurbaşkanı halka ‘sokağa çıkma’ diyor, adaletsizliğe de uğrasan, haksızlığa da uğrasan sokağa çıkma. Adalet için sokağa çıkanlara da saldırıyorlar ama kendine karşı bir haksızlık varsa halk sokağa çıksın. Bu nasıl iştir? Bizi salak mı zannediyorlar. Biz haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik karşında sokağa çıktığımızda bize ‘Hain, terörist, bölücü’ diyorlar, ama ne derlerse desinler hakkımızı aramaya devam edeceğiz. Bize üvey evlat muamelesi yapılıyor. Bu ülkede niye ikinci sınıf yaşıyoruz? Biz de askerliğimizi yapıyoruz, vergimizi veriyoruz. Biz de ülkemizi, toprağımızı seviyoruz. Ama konu hak hukuka geldiği zaman bizim adımız okunmuyor. Biz bunlara karşıyız işte.”

Mehmet Salih Hangül ise haftalık çalışma sürelerini aştıklarını ve bunun karşılığında fazla mesai ücreti alamadıklarını anlattı: “Mesaiye kalınca saatlerce aç çalışıyoruz. Mesaiye kaldığımızda akşam yemeği verilmiyor. Normalde diğer şantiyelerde böyle uygulamalar var; fakat bizde yok. Mesainin yüzde 50 zamlı olması lazım ama o da ortada yok; o parayı da kalfalar alıyor. Kalfalara bizde aylıkçı derler. Taşeron şirketler işlerini bu aylıkçılarla çözüyorlar. Üstümüzde aylıkçılarla baskı kuruyorlar.”

Sendika.Org: Havalimanında kaç işçi çalışıyor?

Yavuz Beyaz: Şu an 5500 işçi çalışıyor; ama bu sayı artabilir.

Çalışma koşullarınız nasıl? Mesai saatlerine uyuluyor mu, mola yapabiliyor musunuz?

Mehmet Salih Hangül: Sabah 8 akşam 17.30 arası çalışıyoruz, öğle arasında bir saat molamız var. Öğle arasında molamızı kullanabiliyoruz ama acil iş olduğunda kalfalar çalışmaya zorluyor. Benim bildiğim haftalık 40-45 saat çalışma süremiz var, bazen bunları aşıyoruz. Akşam 8’e 9’a kadar çalıştığımız oluyor.

Y.B.: Evet 8’de iş başı yapıyoruz ama biz kampta kaldığımız için 6’da yola çıkmak zorundayız, servise yetişmek için. Günlük 2 buçuk saat yol gidiyoruz, bu da tabi bizim uykumuzdan çalınıyor. Servise yetişmek zorundayız kahvaltı yapabilmek için yoksa zaten işe gitmemiz de mümkün değil. Çünkü ulaşım çok zor.

Şu an kaç taşeron şirket var?

M.H.: Tam sayısını bilemiyoruz 40-50 belki 60 taşeron firma vardır. Ama işler ilerledikçe bazı taşeron firmalar gidiyor, bazıları geliyor. Bize söylenen 2030’a kadar bu projenin süreceği.

‘Mesaiye kaldığımızda sigortaya da sayılmıyor. Sabah yoklamadan geçtikten sonra sigortamız sayılıyor’

Peki fazla mesai ücretleriniz veriliyor mu?

M.H.: Ekstra ücret vardı normalde ama bize verilmiyor. Normal yevmiyemiz 110 liraysa biz mesaiye kaldığımızda yetkililere soruyoruz ‘Mesai ücretimiz günlük ne kadar?’ diye, bize ‘65 lira’ diyorlar. O zaman bizim normal yevmiyemizin 130 lira olması lazım ama 110 lira alıyoruz. Bu da bir haksızlık.

Onun dışında mesaiye kalınca saatlerce aç çalışıyoruz. Mesaiye kaldığımızda akşam yemeği verilmiyor. Normalde diğer şantiyelerde böyle uygulamalar var fakat bizde yok. Mesainin yüzde 50 zamlı olması lazım ama o da ortada yok, o parayı da kalfalar alıyor. Kalfalara bizde aylıkçı derler. Taşeron şirketler işlerini bu aylıkçılarla çözüyorlar. Üstümüzde aylıkçılarla baskı kuruyorlar. Bizimkisi ağır iş, en az maden işi kadar ağır bir iş. Mesaiye kaldığımız akşam ertesi gün dinleneyim dediğimizde hemen sigortayı kesiyorlar. Mesaiye kaldığımızda sigortaya sayılmıyor. Sabah yoklamadan geçtikten sonra sigortamız sayılıyor. Puantaj usulüne göre sigorta yatırılıyor. Yani o gün işe gelenlerin sigortası yatırılıyor.

Y.B.: Asgari Geçim İndirimi (AGİ) taşeron firma tarafından kimseye verilmiyor. Herkesten kesiyorlar, kimse alması gereken AGİ’yi alamıyor.

3-havalimai-iscileri-3

Yavuz Beyaz

Neden ödenmiyor, nasıl yapıyorlar bu kesintileri?

Y.B.: AGİ resmiyette ödenmiş görünüyor ama gerçekte bu para bize verilmiyor. Muhasebeye gittiğimizde muhasebe ‘Biz ödedik’ diyor ama taşeron firma bu paraları bize vermiyor. Çünkü maaşlarımızın bin 300’ünü elden veriyor, AGİ’yi de bunun içine dahil ediyorlar. Ama biz daha yüksek maaş alıyoruz, buna yansımıyor. Bir haksızlık da gerçek maaşlarımız üzerinden SGK primlerimiz yatmıyor. Bin 300 lira aldığımız için sigortamız da bin 300 üzerinden yatırılıyor. Geri kalan maaşımızı elden veriyorlar, onu da 15-20 gün sonra ödüyorlar. Maaşı toplu almayınca da elimize aldığımızı harcıyoruz.

M.H.: Başka bir taşeron firma ise banka üzerinden resmi olarak bin 300 lira veriyor gerisini elden veriyor ama elden verdiği parayı hemen veriyor. Birkaç saat içinde ödemeyi yapıyor. En fazla bir gün sonra parasını alıyor o firmada çalışan arkadaşlarımız. Aynı işi aynı yerde yapan iki taşeron firma, biri diğerine göre dürüst, daha adil çalışıyor.

AGİ’nizi alamadığınız için şikayette bulundunuz mu?

M.H.: Maliyeyi ve 170’i aradık, şikayette bulunduk. Bir ay içinde bize döneceklerini söylediler. Açık adreslerimizi verdik, bekliyoruz…

3-havalimai-iscileri-2

Mehmet Salih Hangül

Kampta kaldığınızdan bahsettiniz, bu kampta yaşama koşulları nasıl? Duş imkanınız, yatakhanelerin durumu, yemekler nasıl? Kampın imkanları orada yaşan işçilerin ihtiyaçlarını karşılamaya yetiyor mu?

Y.B.: Yemekler berbat. Daha geçen gün bir mühendis arkadaş yemeklerin içinde böcek bulmuş, iletmiş bir yerlere ama ne sonuç çıkar belli değil.

Akpınar köyünün yakınındaki gölden su alıyorlar. Gölün oraya bir jeneratör koymuşlar ve kampın su ihtiyacını o gölden karşılıyorlar. Dolayısıyla su da temiz olmuyor. Aslına bakarsanız Nazi kampı gibi… Beş büyük kamp var ve binlerce işçi burada insanlık dışı koşullarda kalıyor.

Dünyanın sayılı projelerinden birinde çalışıyoruz ama binlerce insanın AGİ’si çalınıyor, sigortası çalınıyor. Basında AGİ’nin yattığı gözüküyor. Adamlar profesyonel hırsız. Bu mudur hak? Biz çocuğumuza 10 lira verince nasıl seviniyoruz. Benim çocuğum okuyamadığı zaman ne olacak? Binlerce insanın hakkını yiyorlar, bir çocuğun okula başlarken masrafı 200-300 lira ama yok ki verelim.

Peki düzenli sağlık kontrolünden geçiyor musunuz?

M.H.: Hayır efendim hiç düzenli değil. Bir de aşırı tozlu bir çalışma ortamı var. Bir arkadaşımız doktora gittiğinde doktor bu tozlu koşullarda çalışmaya devam edersen ‘Senin ömrün yarıya inecek’ dedi. Ama o arkadaşımız da biz de burada çalışmaya mecburi olarak devam ediyoruz.

Hastaneye gitmek için izin alabiliyor musunuz? Rapor hakkınızı kullanabiliyor musunuz?

M.H.: Biri rapor aldığında sigortası yatırılmamıştı. İzin günleri haricinde kullandığımız izinler sigortamızdan kesiliyor.

Ulaşımın zor olduğunu söylediniz. Kasım ayında iki servis aracı çarpışmıştı ve 43 işçi yaralanmıştı. Kazanın ardından herhangi bir önlem alındı mı?

Y.B.: Kaza olmadığı gün yok ki orada, her gün kaza…  Ama özellikle kamyonların hepsi katil gibi hareket ediyor. Kamyonculara sefer başına prim veriyorlar. Onun için çok hızlı gidip geliyorlar. Hiçbir trafik kuralı tanımıyorlar. Kamyonların normalde branda örtmesi lazım molozlar vs. düşmesin diye ama bunu da yapmıyorlar ve oradan kalkan tozu hep biz soluyoruz.

Çok sık kaza oluyor mu?

Hemen hemen her gün irili ufaklı kazalarla karşılaşıyoruz. Ama bunlar ne medyaya ne de işçilere yansıtılmamaya çalışılıyor. İşçiler işi bırakmasın gizleniyor. Ölümle her an burun burunayız…

İş güvenliği önlemleri nasıl?

Y.B.: Alanda kırmızı yelekli kırmızı baretli uzmanlar geziyor. İş güvenliğine dikkat etmeyen işçileri gördüklerinde uyarıyorlar ama bu da göstermelik…

M.H.: Bize Veto marka bir eldiven veriyorlardı. 2-3 gün yırtılmadan giyerdik, sağlamdı. Sürekli demirle çalıştığımız için eldivenlerin dayanıklı olması gerekiyor. Ama şimdi o eldivenleri değiştirdiler, verdikleri eldiven 2-3 saat içinde yırtılıyor ve neredeyse çıplak elle çalışmak zorunda kalıyoruz. Ana firmanın İGA’nın iş güvenliği uzmanına eldivenleri götürdük, ilgileneceğini söyledi ama bir şey çıkmadı.

Ana firma taşeron firmaya ‘şu şu önlemleri alacaksın’ diyor, taşeron firma da ana firmaya ‘tamam’ diyor. Ama sahaya gelince de işçilere ‘hadi hadi’ diyerek acele etmelerini söylüyorlar. Malzemelerin de en ucuzunu veriyorlar, kalitesi sıfır…

‘İşçilerden ne koparsak kardır’ mantığıyla hareket ediyorlar. Mesela bir bayramda ‘Herkes zorunlu olarak çalışacak’ dediler. ‘Ana firma 4 yevmiye, taşeron firma da 1 yevmiye verecek toplam 5 yevmiye alacaksınız’ demişlerdi ve bunun üzerine herkes çalıştı. Fakat iş bitimine 5 yevmiye değil 1,5 yevmiye verildi. Hakkımız aramaya kalktık ama bu memlekette nerede hak nerede hukuk…

Şantiyedeki işçilerin örgütlenmeye bakışı nasıl? Neden örgütlenmiyorlar?

Y.B.: İnsanlar genelde bilinçsiz ve korkuyorlar, ‘Sadece yevmiyemizi alalım’ diyor, ‘Sendikaya, derneğe üye olmayayım beni işten atarlar, ekmeğimden olurum’ gözüyle bakıyorlar. Geleceğini, çoluk çocuğunu düşünmüyor,  ülkesini düşünmüyor. İşten çıkarılmaktan korkuyorlar, onun için de örgütlenmiyorlar.

Peki hakkını arayanlardan işten çıkarılanlar oldu mu?

Y.B.: Hakkımı aradığım için beni işten attılar. 4 ay oldu çalışmaya başlayalı, kıdem ya da ihbar tazminatı hakkımız olmadı. Ben de ilk değilim, benim gibi 3-4 kişi daha işten atıldı hakkını aradığı için. Bu ülkede hakkımızı aramak için, insan gibi yaşamak için ne yapmamız lazım biri bana söylesin?

Nasıl mücadele edeceğiz? Bu zenginler, bu şirketler, bu hükümet kimseye göz açtırmıyor ki?

İnşaat işinde artık genelde sertifikası olanlar çalıştırılıyor. Bunlar dışındakiler çalıştırılmıyor. Taşeron şirketlerle kalfalar buluyor işçileri diğer büyük şirketler yani ana firma sıradan inşaat işçilerinin alınmalarına karışmaz. Sadece hakkını arayan olursa onların atılmasını ister.

‘Bir halkın diline bile tahammülleri yok’

Van’dan geldiğinizi söylediniz, deprem sonrasında mı geldiğiniz? İstanbul’a göç etme gerekçeleriniz nelerdi? Bir yıkımdan başka bir yıkımın içine geldiniz…

Y.B.: Deprem sonrasında Van 30 sene geriye gitti. Benim dükkanım vardı yıkıldı. İyi kötü çorbamız kaynıyordu daha da önemlisi akşam olduğunda anamın babamın yanına gidiyordum, çoluk çocuğumla iç içeydim. Depremin ardından Ankara’da hakkımız için direndik. Tayyip Erdoğan bize söz vermişti ‘Size iş bulacağız’ diye. İstanbul’a geldik ama hayatımız eskisi gibi olmadı. Burada yaşayanlar bir gitsinler de doğuya görsünler oradaki yaşamı. Kimse keyfine doğduğu yeri terk etmiyor. Karnımızı doyurmak için göç ediyoruz.

Aileniz şu anda Van’da mı? Onlara siz mi yardım ediyorsunuz?

Y.B: Parayı şirketten alırsak gönderiyoruz, yoksa ne göndereceğiz? Bayram öncesinde çocuklarım her gün arıyor ‘Baba ayakkabı almıyor musun’ nasıl alayım, param yok ki…

Cumhurbaşkanı, Başbakan IMF’ye borç verebilecek durumda olduklarını söylüyor, ‘IMF’ye borç vereceğim’ diyene kadar kendi halkına versin. Önce kendi halkın için harca elindeki parayı. Cumhurbaşkanı, halka ‘Sokağa çıkma’ diyor. Adaletsizliğe de uğrasan, haksızlığa da uğrasan ‘Sokağa çıkma’ diyor. Adalet için sokağa çıkanlara da saldırıyorlar ama kendine karşı bir haksızlık varsa ‘Halk sokağa çıksın’ diyor. Bu nasıl iştir? Bizi salak mı zannediyorlar.

Biz haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik karşısında sokağa çıktığımızda bize ‘Hain, terörist bölücü’ diyorlar, ama ne derlerse desinler hakkımızı aramaya devam edeceğiz. Bize üvey evlat muamelesi yapılıyor? Bu ülkede niye ikinci sınıf yaşıyoruz? Biz de askerliğimiz yapıyoruz, vergimizi veriyoruz. Biz de ülkemizi, toprağımızı seviyoruz. Ama konu hak hukuka geldiği zaman bizim adımız okunmuyor. Biz bunlara karşıyız işte.

‘Arkadaşımız kesinlikle Kürtçe konuştuğu için katledildi’

Kürt işçilere karşı tutum nasıl? Şoven saldırı ya da ayrımcı tutumlarla karşılaşıyor musunuz?

Y.B: Tabi ki oluyor. Geçtiğimiz aylarda bizim şantiyede yaşanan bir olayı anlatayım size. Şantiyenin servis hizmetini sağlayan ALTUR, bir toplantısında şoförleri uyarmış, ‘Bazı şoförler araçlarda Kürtçe müzik açıyor, bunu tekrarlamayın’ diye. Bir şoför arkadaş da buna inat her gün geliş gidişte Kürtçe müzik açmaya başladı. ‘Atacaklarsa atsınlar işten’ diyerek bu uygulamaya karşı geldiler. Bir halkın diline bile tahammülleri yok. Ne yapalım Allah vermiş bu dili konuşmayalım mı?

3. havalimanı yakın zamanda bir işçinin yakılarak katledilmesiyle gündeme geldi. Şirket ise bunu “Kız meselesi” diye medyaya sundu ve işçilerin konuşmasına engel olmak istedi. Bu durumu anlatır mısınız, bu saldırı faşist bir saldırı mıydı?

Y.B.: Olay gündüz oluyor. Biz çalışırken ambulans seslerini duyduk. Hayatını kaybeden arkadaşımız gece vardiyasında çalışıyordu. Tanıdığımız bir arkadaşımızdı…

Üç kişi gidiyor benzin alıyor ve kaldığı odayı ateşe veriyor. İçeride ilk başta üç işçinin olduğunu söylediler ama sonra bir kişi olduğunu iddia ettiler.

Önce şirket “Başka meseleler var” dedi ama olayın faşist saldırı olduğu açık. Çünkü ölen arkadaşımızı tanıyoruz, asla namussuzluk yapmaz. Kesinlikle Kürtçe konuştuğu için katledildi. Birçok işçi arkadaşımız da böyle düşünüyor. Şirket, işçilerin bu olayı duymaması için medyaya çok fazla yansımaması için uğraşıyor. Birçok iş kazası ve iş cinayeti yaşanıyor ve bunların büyük çoğunluğu basına yansımıyor. Sesimiz duyulmuyor.

Ama biz her fırsatta yaşadığımız haksızlığı dile getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz…

Ağzınıza sağlık, çok teşekkür ederiz. 

 

Tags: , , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑