Basın Açıklaması

Published on Aralık 27th, 2016 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

Yapamadınız!

(Kuzey Ormanları Savunması – 27 Aralık 2016)

“ve cellat uyandı yatağında bir gece,

tanrım dedi bu ne zor bilmece;

öldükçe çoğalıyor adamlar,

ben tükenmekteyim öldürdükçe.”

Yapamadınız!

Ölüme karşı yaşamı savunanları, yaşamlarımızın sonunu getirmeyi tehdit eden bu savaşa karşı barışı, hakikati seslendirenleri yıldıramadınız, susturamadınız. Siz? Şiddet ve vahşet üzerinden beslenen caniler yığını, yürekleri dağlayan o görüntüleri paylaştığında, siz sustunuz. Gerçekleri açıklamaktan korktunuz. İnsanlığınız sustu! Vicdanlarınız sustu! Hala susuyorsunuz.

Ama biz susmadık. Telaffuz etmekten korktuğunuz gerçekleri her koşulda açık edeceğimizi ve yitirilen canların hesabını soracağımızı söyledik. Soracağız! Şimdiye dek kaybettiğimiz tüm canların hesabını soracağız. Bu ülkeyi kana boğamayacağınızı söyledik. Boğamayacaksınız!

Bizi bugün susturamadınız!

Yarın da susturamayacaksınız. Siz yaşamın karşısında ölümü yüceltirken, biz, yaşamı savunanlar olduk; acıları sahiplenen vicdanlar…Siz halktan gerçekleri saklamaya çalışırken biz gerçeklerin peşine düştük.

Cuma günü Galatasaray’da Halep’te alınan canlarımızın hesabını soran dostlarımız; ardından hemen ertesi gün seslerini yükseltip yaşamı ve hakikati haykıran yedi kadın yoldaşımız şiddet gördü, gözaltına alındı. Sizler, yaşam savunucusu yoldaşlarımızın barış talebimizi yükselttiği aynı gün, IŞİD soruşturmasında birilerini serbest bırakmakla meşguldünüz.

Ölüme karşı yaşamı, savaşa karşı barışı savunan dostlarımızın derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz. Ölüm kusan dillerin, karanlık ilişkilerin peşine düşün siz; çok uzağınızda değiller!

Savaş iştahınız yüzünden bu memleketin anaları, babaları, eşleri, çocukları, yengeleri, dayıları, amcaları, büyükbabaları, kır pamuk nineleri ağlamaktan bıktı, siz bıkmadınız. Memleket toprağı kabristana döndü, gencecik fidanları koynuna almaktan yoruldu, siz yorulmadınız.

Hatırlayın! Tarih hep yazagelmiştir. Gencecik fidanları parçalayanları da, onların adını ve anısını yaşatmak için ses çıkaranları da, ses çıkaranlara zulüm edenleri de hep yazageldi tarih. Ve kötü bir huyu vardır tarihin, unutmamak gibi; affetmemek gibi.

Şairin dediği gibi;

Tükeniyorsunuz.

Bizler biliyoruz ki her savaş gibi bu savaşın hedefinde de topyekün yaşam var. Savaş tırmandıkça yangın yerine çevirilen yaşam alanlarımızda en temel haklarımız bile gasp ediliyor.

Artık bu ülkede insanlar, meydanlarda barışçıl ifade haklarını kullandıkları için gözaltına alınabiliyor; haklarında kovuşturma açılabiliyor. Artık bu ülkede şirketler, “ Taş ocağı ağaçları katlediyor” dedikleri için çevrecilere ve yerel halka dava açabiliyorlar ve yine bu ülkede, kamuya ait varlıkları ve kentsel kamusal alanları koruyan / savunan meslek odaları, kent suçu işleyen şirketlerin tazminat davalarıyla karşılaşabiliyor. Hem suçlu hem güçlü düzeni adım adım inşa edilmek isteniyor.

Ama ne gam!

Bizler, yaşamı savunanlar; ormanlara, derelere, parklara, korulara ve de kalemine, öğrencisine, sanatına, işine, mahallesine sahip çıkan ve ısrarla yaşama dört elle sarılmaya çalışanların önüne diktiğiniz tüm engelleri kaldırtmak için mücadele edeceğiz.Yaşamı, doğayı, kentleri talan etmeyi sürdürmenize sessiz kalmayacağız!

Adalet ve hakikat talebimizden bugüne dek nasıl vazgeçmediysek, yarın da vazgeçmeyeceğiz. Gerçeklik algısını yitirerek vicdanını ve adalet duygusunu yitirmeye durmuş bu ülkeye vicdanı ve adaleti geri getirene kadar mücadele edeceğiz.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑