Haber

Published on Şubat 20th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

Kocaeli ormanları taş ocağı yuvasına döndü


(Kocaeli Cumhuriyet – 17 Şubat 2017)

Maden Kanununda 2004 yılında yapılan değişiklikle taş ocağı ruhsatları, çevre kanununun kapsamından çıkarılmış, orman alanları, meralar, makilik ve yeşil alanlar adeta taş ocağı yuvasına dönüştürülmüştü. Çevre Mühendisleri Odası konuyla ilgili bir rapor hazırladı. İşte ÇMO’nun hazırladığı rapor:

“Kocaeli bölgesinde 56 tanesi aktif olmak üzere, toplam 71 adet taşocağı bulunmakta. Özelikle Gebze ve Hereke’ de yerleşim bölgelerine bitişik halde bulunan hava ve çevre kirliliğine neden olan taşocaklarının olumsuz etkileri ortadan kaldırılmalıdır. 2004 yılındaki değişiklikte taş ocağı ruhsatları çevre kanunu kapsamından çıkarılmış (25 hektarın altında ÇED raporu gerekli değil) ve rant uğruna son 12 yılda 85.000 taş ocağına ruhsat verilmiştir. Herhangi bir taş ocağından taş çıkarmak için patlatılan dinamit yakın çevresine 3.7 şiddetinde deprem etkisi yaratmaktadır.

Türkiye’de hızla gelişen ve büyüyen yerleşim yerleri, sanayi bölgeleri ticaret merkezlerinin temel alt yapısı için yapı malzemelerine talep hızla artmaktadır. Diğer yönden yerleşim alanlarına yakın ocak ve ocak çevresi de yerleşim alanları içerisine girmektedir.

Kocaeli Taş ocaklarındaki problemler;
1. Ruhsatsız çalışmalar
2. İzin alınan konular dışında işletme yapılması
3. ÇED’ de taahhüt edilen toz değerlerinin aşılması
4. Emisyon izni alınmaması
5. Kamyonlarla taşımada tonaj aşımı
6. Taşıma / nakliye şartlarına uyulmuyor olması
7. İşletme tamamlanınca rehabilite edilmiyor olması
8. Yerleşim yerlerine yakın taş ocaklarının varlığı
9. İşletmelerde muhatap kişinin bulunamıyor olması
10. İş güvenliği tedbirlerinin alınmıyor olması
11. Dinamitlerden kaynaklanan güvenlik problemi ve gürültü kirliliği
Madencilik Faaliyetlerine başlanabilmesi için;

A. Saha araştırılması
B. Deneysel çalışmalar
C. Üretim çalışması ve hammadde kazı yöntem ve teknolojisi araştırmalarının yapılaması gereklidir.

A- Saha Çalışmalarında sistemin olmaz ise olmazları
• Jeolojik haritalama (Kayaç, hammadde birimleri, tanımı, Jeolojik kesitler vb.)
• Yapısal jeoloji (Kırık, kıvrım, akma yapısı, çatlak sistemleri, süreksizlikler)
• Örtü kütlesinin varlığı, niteliği ve niceliği
• Hammadde yatağının kökeni, boyutları rezerv ve kalite / tenor
• Basamak ve ocak genel şev açıları, duyarlılık analizleri

B- Deneysel çalışmalar (yerinde, laboratuarda) ve incelemeler
• Örneklerin, minerolojik, petrografik ve kimyasal incelemeleri
• Zemin / Kaya mekaniği Jeomekanik deneyleri
• Analiz sonuçlarının jeolojik haritalara işlenmesi
• Sondajlar ve su deneyi gelirleri
Bu iki temel konu araştırma sonucu raporların hazırlanması, değerlendirilmesi ve olumlu sonuçlara göre üçüncü aşamaya geçilmelidir.

C- Üretim Planlaması ve Hammadde kazı ve Teknolojisi
Üretim planlamasında temel etkenler;
• Arz talep dengesi
• Pazarlama durumuna göre hedef üretim miktarı ve buna göre bağlı makine ekipman seçimi sırasına göre,
Üretim planlaması
• Ekonomik faktörler
• Teknolojik faktörler
• Sosyal faktörler
• Yasa ve yönetmelikler
• Doğaya yeniden kazandırma olanakları ve planlaması şeklinde ana başlıklar altında irdelenmesi gerekir.
Öncelikle teknolojik faktörler ve yöntemlerden bazı çevresel etkiyi inceleyelim. Taş ocakları işletmesinin temel ürünü kırma taş en çok insanların gereksinim duyduğu bina inşaatlarında, kentleşmede ulaşım yollarında temel dolgu ve yol kaplamasında kullanılmaktadır. Yerleşim bölgelerinin üçüncül ihtiyaç maddesi olarak taşıma mesafesi minimum ve ana yoldan öngörünüm çevre sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu temel kriterler göz önüne alınmadığı yanlış planlamalara birkaç örnek verilecek olunursa:

1. Karayolları inşaatı ve asfaltlama için ana yollara taş ocağı açılması
İnsan ve hayvan ölümlerinden kim sorumlu olacak doğaya kazandırmayı kim yapacak.

2. Özel sektör taş ocakları işletmelerinin rekabet ortamında avantaj sağlamak için köy, kasaba, şehir yolları güzergah üzerinde ocak planlayıp açmaları
Yola kadar inen blok taşlar, karayollarının istinat duvarının yetetsizlği, denetim sorumsuzluğu. Hiçbir şeklide önlem alınmadığı gibi hiçbir can, mal ve yol güvenliği yok?. Ölümlü kazalardan kim sorumlu olacak?

3. Fiziki kirlenmeyi (toz, toprak, titreşim v.b.) düşünmeyerek dere kenarında taş ocak işletmeleri
Taş ocak işletmesinde delme – patlama sonucu oluşan tozlar ulaşım yollarındaki tozlaşmalar, kırma eleme bölgesindeki işlemler sonucu oluşan tozlaşmalar, stok ve yükleme tozlaşmaları. Ülkemizdeki bunları dikkate alan işletme sayısı maalesef bir elin parmakları kadar azdır.

4. Yüksek ocak basamakları ve ocak genel şev açısı yüksekliği
Can, mal ve işletme emniyeti olmayan bir taşocağında çevre açısından tehlikeler, şev duyarsızlığı, blok taş düşmesi temel problem olup hiçbir ekonomik katkı sağlamamaktadır.

5. Öngörünüm perdelemesi olmayan bir ocak, toplum şikayetinin en çok olduğu üç konudan ikincisi olup yanlış ocak planlaması ürünüdür.
İşletme izni verilecek alan titizlikle öngörünüm, perdeleme, düşük kademeli (basamak) tasarımı olmalıdır.

6. Burada ikinci önemli unsur, nakliye yollarını köy, kent yollarından ayrıcalıklı olarak yapılmalıdır.
Eğer köy kent yollarını kullanacak iseler kesinlikle, bu yolların taşıma standartları işletmeciler tarafından üstlenilmelidir. Yoksa çevre köy yolları kısa zamanda kullanılmaz hale gelmektedir. Sık
sık cezai müeyyideler ocakların kapatılmasına kadar gidebilmektedir.

7. Yüksek kademe ve şevler de kaya kopma ve düşmeleri sonucu gerek çalışan gerekse sivil insanların ölümlü kazalarının bedeli ne olacak.
Sık sık taş ocaklarında ölümlü ve maddi zarara neden olan haberleri okumaktayız, bunu doğal olaylar ile ilgilendirmek hatadır. Çünkü madencilik yöntemleri uygun olmayan yanlış tasarım ve kazı tekniği söz konusudur.

Burada ekonomik faktörleri kısaca izah edecek olursak;

Sürdürülebilirlik doğal taş üretiminin geliştirilmesi kısa ve uzun vadede öncelikle çevre ile uyumlu olması devamlılık arz etmesi gerekir. Bunun içinde ekonomik verimlilik ve kirleten öder prensibi temel alınmalıdır. Dolayısı ile sosyal, ekonomik, çevresel etki temel alınarak planlama yapılmalıdır. Burada yaşanabilir iş ortamı ortalama iş işçilik ve katma değer katan bir üretim ve toplum için malzeme sağlayan işletme bilinci önceliği söz konusudur. İş yeri hammadde güvenliği açısından yeterli miktarda ve kalitede hammadde bulunuyor olması gerekir, kısa vadeli üretimler, istenilmeyen sonuçlar doğurabilir.

8. Doğal su kaynaklarının yataklarına bilinçsizce artık malzeme dökülmesi ve akarsuyun fiziksel kirlenmesi.
Bu kısa taş ocak işletmesi ve çevre etkisini göze alarak nasıl bir taş ocak işletmesi sorusunu örnekler ile cevaplayalım.

doğal taş üretiminde uygulanabilir teknolojiler ve yöntemler, çevreye olan etkiyi azaltabilir. Örneğin delme makinelerinde toz tutucular delik sıkılama da plastik sulu tüpler gibi iş makinalarinda daha güçlü susturucu ekzos sistemleri ve gaz tutucular (Konvektörler) kullanılması maliyeti arttırmakla birlikte çevreye etkiyi azaltacaktır. (Toz, ses, gürültü kirliliği) Ancak bu da ek maliyet getireceği için istenmemektedir.

Taş ocakları doğanın tahribatına sebep oluyor

Açık ocak madenciliği; yer altında bulunduğu saptanmış ya da mostra vermiş madenin ekonomik olarak, yer altına inilmeden üzerindeki örtü tabakasının kaldırılarak kazanılması işlemini anlatan madencilik yöntemidir. Günümüzde dünya maden üretiminin yaklaşık yüzde 70’i açık işletmecilik yöntemleriyle yapılmaktadır. Metalik cevherlerin yarısı, kömürün üçte biri ve metal dışı yapı malzemelerinin tamamı açık ocak işletmeciliği ile üretilmektedir. Metalik cevherler için istisnai olarak, bakır cevheri üretiminde açık işletme payı Amerika Birleşik Devletleri‘nde yüzde 74, dünyada ise yüzde 40; demir cevherinde ise bu oranlar sırasıyla yüzde 90 ve yüzde 50 olarak gerçekleşmektedir.

Taş ocağı işletmeciliği; hem içinde bulunduğumuz modern ve kapitalist sistemde mecburiyetimiz olan konut, yol gibi yapılaşmaya; hem de işletmecinin çok işçiyi çalıştırıp çok para kazanması üzerine kurulu bir sistemde önemli rol oynuyor. Ancak taş ocakları hem yapıldıkları çevreye hem de içinde çalışan işçilerin sağlığına oldukça zarar veriyor. Ocaktan çıkarılan malzeme ile yaşanan çevrenin tahribatı ve ocakta çalışanların yaşadığı sağlık sorunları, hatta can güvenlik(siz)liklerini yan yana koyduğumuzda ortaya çıkan manzara; her geçen gün artan taş ocağı karşıtı eylemlerinin sebebini de açıklıyor.

Taş ocaklarında yapılan çalışmaların başlıcası patlatmalar. Patlatmalar doğal dengeyi, su yollarını ve çatlak-mağara sistemini bozuyor. Değişen su yolları sebebiyle çevrede yaşayanlar, yaşamını ekip biçme ile kazanan çiftçiler ve toprakları zarar görüyor. Bu gibi olumsuz etkilerinden dolayı taş ocaklarının; yerleşim yerlerinden, ormanlık alanlardan, su üretim alanlarından uzakta ve ağaçlandırılamayacak kayalık alanlarda yapılması gerekiyor.

Taş ocağından çıkarılan ticari değere sahip materyeller alınınca geriye kullanılmayan taş, kiş ve toz kalıyor. Bu gibi parçaları su yolları denizlere taşıyor ve kaldırılmayan atıklar nedeniyle su canlıları da yüksek miktarda zarar görüyor. Kil ve toz parçaları balıkların ve yavrularının solungaçlarına girerek ölmelerine neden oluyor.

Taş ocaklarının bir büyük sorunu da toz. Tozu engellemek için her ne kadar filtrelerden bahsedilse bile; bu filtreler ya çok az kullanılıyor, ya da hiç kullanılmıyor. Açığa çıkan toz; bitkilerin yeterli fotosentezi yapmasına engel olduğu gibi, çevre halkının sağlığını da olumsuz etkiliyor. Bitkiler çiçeklenme döneminde döllenemiyor, solunum yapamıyor ve meyve sayısında düşüş gözleniyor.

Patlamaların şiddeti çevre yerleşkelerde deprem etkisi yaratıp evlerin duvarlarını tahrip edebilecek ölçüde. Bu kadar şiddetli patlamalar orada çalışanlarca nasıl hissediliyor sizce? Bu etki sağırlığa sebep olabilecek noktada. Yani işçi sağlığı sadece gürültüden dolayı bile tehlike altında.

Taş ocakları gerek çıkardığı toz, gerek gürültü, gerekse ekosisteme verdiği zarar itibarıyla oldukça zarar arz eden bir konu. Acaba ne kadar para kazanmak bu doğal yok oluşa deva olabiliyor; bunu da sermaye sahibi parasever doğa sevmezlere bir danışmak icap ediyor.

Sosyal Faktörler

Doğaltaş üretimi sosyal faktörler çok basit olarak, hazine arazisi, mera ve yerleşim alanları şeklinde
düşünülmelidir. Madencilik faaliyetleri öncesi o ortamdan yararlanan insanların (tarım, hayvancılık,
turizm, su kaynakları kullanımı, yol trafiği v.b.) sosyal yaşamları içine yeni bir eleman girmesinin
psikolojik, sosyolojik etkileri ve insanların kaygılarını gidermek gerekir. Yoksa bugünkü gibi doğal taş
işletme sahalarında karşılaşılan direnmeler (yasal/ yasal olmayan) ancak çevreye duyarlı ve çevreye
katkı koyan projelerle aşılmalıdır. Bu da kağıt üzerinde kalmamalıdır. Bu görev de ocak işletmeleri
sahiplerine düşmektedir. Buradaki yatırımın öncelikle yakın çevreye ekonomik katkısı işci istihdamı
net olarak anlatılmalıdır.

4) Yasa ve Yönetmeliklere kesinlikle uyulmalıdır. Bunların değişme olasılıklarına karşı seçenekli
stratejiler ve planlama yapılmalıdır.
Doğaya yeniden kazandırma çalışmaları ve çevre peyzajı
Doğaltaş ocakları çevresinde tesis çevre düzenlemesi ve ağaçlandırmaya olanak dahilinde hemen
başlanılmalıdır.
Genel hatları ile bir açık ocak işletme tasarımında dikkat edilecek hususular.
1) Basamak ve ocak genel şev açısı ve duyarlılık analizleri olmalıdır.
2) Açılacak ocak işletmeleri ana yol ve yol görünümünde görsel bozukluk yaratmayacak şekilde
doğal taş yatağının geometrisi de göz önüne alınarak kısmen doğal perdelenmiş bir ocak
geometrisi planlanmalıdır.
3) Su, hava, toprak gibi ortamların fiziksel kirliliğinin önlenmesi için ocak ve döküm harmanları
planlaması ve harmanların doğaya kazandırılması iyi planlamalı ve ekonomiye
kazandırılmalıdır.
İçe döküm öncelikli olmalıdır. Kaliteli olmayan malzemelerin tekrar iç döküm ile topografya
düzenlemesi yapılmalıdır
E- Uygun delme patlatma tasarımı ve uygulaması
F- Ocak ve yol güzergahlarının ağaçlandırılması ve ocak çevresinde tel örgü emniyet kuşağının yapılması
4) Malzeme ve stok sahaları ön görünüm alanı içinde yola 3-5 km uzaklıkta olmalıdır. Stok sahası
ince malzemesi tozlaşması önlemleri açık ve net belirtilmelidir.
5) Patlatma Tasarımı
Patlatma sonucu oluşan sarsıntılar, hava şoku, patlayıcı gazlar için önlemler neler olmadı sorusuna
aşağıdaki doğal yapay olarak bulunan unsurlar nelerdir öncelikle ele alınmalıdır.
a) Bina koşulları yapı ve tekniği ve malzemesi temelleri
b) Titreşim ortam kayaçları (Temel Kayalar)
c) Tarihi yapılar (kale, köprü, antik şehirler v.b.)
d) Yer altı suyu, soğuk ve termal kaynaklar
e) Yerleşim yerlerine uzaklığı
f) Patlatma ekonomik verimliliği ve risk analizlerinin yapılması
Bu veriler ışığında delik geometrisi (delik boyu, patlayıcı miktar, delik çapı, delikler arası mesafe)
ortam kayacının yapısal jeolojisi özellikleri patlatma da deliklerde atım yönü, patlayıcının cinsi, teknik
özellikleri, parçalanma boyutları, sıkılama malzemesi, basamak boyutları ne olmalıdır sorusuna net ve
yaklaşımlar seçenekler ile verilmelidir. Bu bilgiler ışığında planla-uygula-kontrol ve yönet değerlendirme ( yeniden planlama, geliştirme ) her yıl yapılmalıdır.
Taş Ocak İşletmesinin Çevreye Etkisi
Herhangi bir yerde yapılan kazı çalışmaları, hava,su, toprak ortamını etkiler.
Bunlardan hava ortamında ince taneli tozlar, patlatmadan meydana gelen gazlar, hava şokundan
kaynaklanan gürültü, canlı ortamını (İnsan, fauna, flora) etkiler.
Bununla mücadele ve çevreye etkisi
a) Önleme
b) Bastırma
c) İzolasyon
d) Seyreltme şeklinde planlanmalıdır.
Bu işlemler taşocak işletmesinin delme-patlatma, yükleme-boşaltma ve tesislerdeki kırma, tesis içi
nakliye, stoklama ve yükleme evrelerinde ayrı ayrı planlanmalı ve ele alınmalıdır. Delme-patlatmada
da toz önlemleri yüksek teknolojiler ile önlenebilmektedir. Yetersiz patlayıcılar kullanılmamalıdır.
Yetersiz, uygunsuz patlayıcı kullanımı nakliye yollarındaki (BALA) tozlaşma ekili alanlara ve flora ve faunası fiziki kirliliğe neden olmaktadır. Bu nedenle uzun vadeli işletmelerde, ana nakliye ulaşım yolları asfaltlanmalıdır.
Stabilize yollarda sık, sık serpme sulama ile toz bastırması diğer bir yöntemdir.
Tozlaşmanın diğer bir etkisi ekili alanlara etkisidir. Yer sarsıntılarının çevreye etkisi bugün artık patlatma teknikleri ile önlenebilir konuma gelmiştir.
Ülkemizde taşocaklarında işletme hataları sonuç da işletmeci kadar ülke ekonomisine zarar verdiği
görülmektedir.
Bilgi çağında, ülkemizde taş ocaklarında mühendislik çalışmalarının henüz yeterli düzeyde etkin
olamaması bizler için düşündürücüdür.

Teşekkürler

TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI KOCAELİ ŞUBESİ

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑