Makale

Published on Mart 19th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

Rantın vazgeçmediği alan Hewsel Bahçeleri

(Güner Yanlıç / Evrensel – 19 Mart 2017)

Rant için doğayı ve tarihi yok edenler gözlerini her fırsatta tarihi 8 bin yıl öncesine dayanan Hewsel Bahçeleri’ne dikiyor.

Kürtçe’de, ‘başka yoktur, kalmamış’ anlamında kullanılan ‘Hêw’ kelimesi Hewsel’e dair en güzel anlatım olmakla birlikte talan sürecinin de ruhunu anlatmaktadır.

Hewsel Bahçeleri, tarihi sekiz bin yıl öncesine giden, sekiz bin yıl boyunca bir şehri besleyen, tek tanrılı dinlerde kutsal kabul edilen Dicle Nehri üzerinde bulunan, halkın mesire ve nefes alma alanı olan, duyarlı kesimlerce koruma altına alınan, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine girebilen, canlı birçok türe ev sahipliği yapan şehrin bahçesi olan alandır.

Gelin görün ki “Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser.”

Hewsel Bahçeleri, Marks’ın bu sözünü boşa çıkarmayacak birçok örnekle doludur ne yazık ki; bakanlıklarca kah koruma altına alınmış, kah ranta açılmaya çalışılmıştır.

Tarım Bakanlığı birlikler kurarak sulama kanalları yoluyla Hewsel’e su getirme çalışması başlatılmıştı. O dönemde sulama birliklerine para aktarıldığı halde, su gelmediği gibi kimse o paranın ne olduğunu da bilmiyor.

KAMU YARARI BAHANESİ ‘SÖZDE’

Dicle Vadi Projesi kapsamında 9.10 metre yükseklikte yapılara izin verilmesi bile gündeme gelmişti. Meslek Odaları ve sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu baskıyla durduruldu.

Sözde ‘kamu yararı’ bahanesiyle, İl Toprak Kurulundan tarım dışı arazi kararı aldırarak imara açma yönünde adımlar atılıp, beyaz adamlara yeni işgal ve rant alanı sağlanmaya çalışılmıştı.

En az Kırklar Dağı konaklarının vadide yarattığı tahribat kadar, balık çiftliklerinin ve kum ocağı ruhsatı altında işgal ve dolgu oluşturduğu tahribat da kabul edilebilir değildir. Silvan Köprüsünün sağı ve solunda işgal ettikleri alanları (ki bu Silvan köprüsünün iki yanını da kapsamaktadır) oluşacak insani tepkilerin önüne geçmek için meyve fidanları ile sözde koruma altına aldılar.

Kum ocaklarının yarattığı tahribatlardan dolayı dünyaca ünlü Diyarbakır karpuzu üretimi tamamen bitti, daha önce birçok ailenin geçim kaynağı olan balıkçılık bitme noktasına geldi.

Dicle Üniversitesi sınırları içinde, bataklık kurutma gerekçesiyle 30 ile 50 yaş aralığında olan yaklaşık 7000 adet doğalında yetişmiş kara kavak ve kara söğüt ağacını keserek yandaşlarına tesis kurulacak alan yaratmaya çalıştılar.

Organize sanayi atık suları, canlı hayvan pazarı atık suları ve Sur ilçesinin atık sularının bir kısmı Dicle Nehrine drene edilmektedir.

Dicle 1, Dicle 2 ve Dicle 3 isimli üç adet HES yapımı planlandı. Duyarlı kurumlarca oluşan baskıdan dolayı iptal edildi.

İlk ruhsatlı talan bir kafenin Hewsel’e konması ile oldu.

Silvan Köprüsünün solundan başlayarak Çarıklıya kadar olan vadi yatağı hafriyatlar ile doldurularak geri dönüşü imkânsız katliama sebep olundu ve bu dolgu yapılan alanlar işgalcilerce talan edildi.

YEREL YÖNETİM İKNA EDİLİYOR!

Gözü midesinden büyük olan aç gözlü insanlar farklı iktidarlar yoluyla her defasında her fırsatta Hewsel’in rantından faydalanmak için merkezi ya da yerel yönetimleri ikna etmiş ve ikna etmeye devam etmektedir.

Kirleticilere, istilacılara, yanlış tarım ve atık su politikalarına son verip Hewsel ile barışılmalı ve koruma altına alınmalı. Doğruyu yapmak için UNESCO gibi bir güce ihtiyaç duymadan doğru ve gerçekleri görmeliyiz. Hewsel bahçeleri hepimizin, ellerimizden kayıp gitmesine talana açılmasına izin vermeyelim. Biz doğayı torunlarımızdan emanet aldık ve bunun hesabını veremeyiz.

İnsan dışındaki tüm doğaya kaynak gözüyle bakmaktan vazgeçip, insan dışındaki varlıklara da saygı duymamız gerekiyor, birlikte var oluruz hepimiz zincirin bir parçasıyız.

Hewsel doğal bir yaşam alanıdır ve tüm yaşayanlara aittir ve öyle kalmalı.

Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacak…

Kızılderili atasözü.

VADİ İŞGAL EDİLİYOR!

El altından ya da küçük lokal çalışmalarla da olsa, beyaz adamlar vadiyi işgal etmiş ve işgale devam etmektedir. Kamuya ait bir alanın imara açılarak sadece bir grubun rantına kurban edilmesi kabul edilemez.Birilerinin Fransız balkonundan kahve içip izleyeceği suni bir yeşil alan olmasına izin vermemeliyiz.

‘Bilmemek iyidir’ gibi cahilliğin kutsandığı ve hâkim olduğu bir dünyada, ‘büyük balık küçük balığı yer’ gibi kapitalist bir söylem üzerine Hewsel’in imara açılıp beyaz adamlara verilecek olmasını neden kabul edelim, neden bizim olan bir alanın birilerine peşkeş çekilmesine izin verelim? Neden Yaşayacağımız ekolojik sorunların zengin-fakir,siyah-beyaz ayırmayacağını görmeyiz?

Dünyadaki tüm türler, cinsler ve  insanlar olarak birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor.

Öyle kelli felli cümlelere gerek yok zannımca. Sistem değişmedikçe talancılar ve rantiyeciler hep bir yolunu arayıp bulacak, zihniyet değişmedikçe hep birileri kendini beyaz seçilmiş azınlık olarak görecektir.

Hewsel bizimdir, bizim olan bizde kalsın…

hewsel dayanışmas

2013 sonbaharında İstanbul’da Hewsel Dayanışması kurulmuş, Hewsel’in yapılaşmaya açılmasına karşı eylemler gerçekleştirmişti

Ekoloji Derneği*

Tags: , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑