Makale

Published on Temmuz 14th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

Fosfat… Gübre… Peşkeş ve yine Mehmet Cengiz


(Özlem Yüzak / Cumhuriyet – 14 Temmuz 2017)

Tarımdan giderek uzaklaşan bir ülke olduğumuz gerçeğini dillendirip duruyor ama bunun nedenleri üzerine pek de kafa yormuyoruz. İşte karşınızda onlardan biri. Üstelik öyle bir hikâye ki, kurulan sistematik peşkeş düzenini de gözler önüne seriyor.

Herkes bilir, tarımın ana girdilerinden biri gübredir. Gübrenin ana hammaddesi ise fosfat. Türkiye de fosfat rezervine sahip ülkelerden. Özellikle Mardin’in Mazıdağı ilçesinde 1970 yılında tespit edilen ve 1974 yılında Etibank tarafından Etibank Fosfat İşletmeleri adı altında faaliyet başlanan saha. Bu bölge önemli çünkü Türkiye’nin 100 yıllık gübre ihtiyacının üçte birini karşılayacak rezerve sahip. Bu tesiste zamanında çok önemli yatırımlar yapılmış, fosfat yatakları gün yüzüne çıkarılmış. Sosyal tesisler, baraj, gölet yapılmış, fırınlama sistemi kurulmuş. O bölgeden 2 bin kişiye istihdam sağlamış. Ancak gerek bölgede yaşanan terör olayları gerekse 5 Nisan 1994 Kararları’nın alındığı ekonomik krizle birlikte, “zarar ettiği” gerekçesiyle, 1994 yılında kapatılmış ve atıl duruma getirilmiş. Ve 17 yıl kapalı kaldıktan sonra 2011 yılında özelleştirme kapsamında 3 kez ihaleye çıkmış.

4. ihaleyi 2012 yılında Mehmet Cengiz’in Etibakır ve Turgay Ciner’in Park Holding ortaklığındaki TMC Enerji Yatırımları Sanayi ve Ticaret AŞ, 28 milyon dolar teklifle satın aldı. TMC’nin 27 Mart 2013’te yapılan genel kurulunda şirketin bütün hisseleri Cengiz Holding’e devredildi. Yani 2013 yılından itibaren Mazıdağı Fosfat Tesisleri’nin yeni sahibi Mehmet Cengiz. Cengiz’i bir daha hatırlayalım. Cengiz Holding, RTE/AKP döneminde büyüyen, hatta uçan bir şirket. İhale şampiyonu. Kazandığı 50’yi aşkın ihale var. 10 yıl öncesinde sadece bir inşaat şirketi idi. Cengiz Holding adı en çok 17/25 Aralık operasyonunda duyuldu. Tapelere yansıyan konuşmalarda “milletin ….. koyacağız” sözleri çok tartışıldı.

İşte bu Cengiz Holding, trilyon dolarlık bir fosfat rezervinin sahibi. Ve peşkeş çekilen yine milletin malı. Konu bugünlerde yeniden gündeme geldi. Çünkü bu kez fosfat yataklarının bulunduğu mevki Karataş köyü sınırları içinde ve köylüler, onlarca yıldır kullandıkları araziden, meradan zorla dışarı atılıyorlar. Bir dönem Karataş köyünün muhtarlığını da yapmış olan 2015 seçimlerinde Mardin CHP aday adayı olan Muhittin Araç sorunu şöyle özetliyor: “Bu bölgelerde köylünün tapulu mülkü tapusuz mülkten çok daha az. Devletinmera olarak gördüğü araziler bunlar. Ancak uyduruk bir yasa çıkartıldı ve fosfat şirketine orman arazisi diye devir yaptılar. Kaymakamlık ve valilik, köyü boşaltın, yoksa güç kullanırız demiş, köylü de direniyor.

Köylü cephesi böyle; bir de şu fosfat olayının ülke ekonomisine verdiği zarara bir bakalım.. Fosfata ve dolayısıyla gübrede ithalata bağımlı hale gelmemizin önemli sebebi Mazıdağı işletmelerinin kapatılması. Son yıllara kadar Tunus, Fas, Ürdün ve İsrail’den her yıl 40 milyon dolarlık fosfat hammaddesi ithal ettik. Dicle Kalkınma Ajansı’nın 2010 yılında hazırladığı Mazıdağı Fosfatları raporuna baktım. Rapor yüksek maliyet nedeniyle kapandığını söylüyor ama GAP sulama sisteminin devreye girmesi ile maliyetin yarı yarıya düşeceğini de vurguluyor. Çıkan fosfatın sadece gübre hammaddesi olarak değil kanatlı yerlerde de kullanılabileceği, hatta deterjan sektöründe de kullanılabileceği belirtiliyor. Ki tüm bunların hepsi Türkiye için halen ithalat kalemleri.

Rapor şu öneriyi de yapmış: Mazıdağı Fosfat Kayaları’nın dünyanın en değerli fosfat zenginliklerinden birisi olması, tesislerin GAP kapsamında değerlendirilmesi gerekliliği, yatırımın ve elde edilecek getirinin büyüklüğü ile iyi bir üretim planlaması yapılması gerekliliği bu tesislerin işletilmesinin bir kamu kurumu tarafından yapılması ya da bu kurumca denetiminin sağlanmasını zorunlu kılmaktadır.
Bugün 2017 yılı ve bunların hiçbiri göz önüne alınmış değil.

Tarıma geri dönersek, son söz: Tarım Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de kullanılması gereken gübre, ancak yüzde 40 oranında tüketiliyor. Bunun başlıca nedenleri arasında, gübre fiyatlarının çok yüksek olması ve çiftçilerin gelir düzeylerinin düşüklüğü yer alıyor…


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑