Gıda Egemenliği

Published on Temmuz 16th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

İhraç ürünlerinin iade nedeni yasaklı zehir çıktı!


(Gıda Hattı – 15 Temmuz 2017)

Tarım ilacı olarak kullanılırken, bebek ve çocuklarda kalıcı hasara yol açtığı gerekçesiyle 2016 yılından beri Türkiye’de de yasak olan ‘klorpirifos’ maddesi, ihraç edilen sebze ve meyvenin iade edilmesindeki en önemli neden olarak ortaya çıktı.

Akdeniz Üniversitesi’nde öğretim üyesi iken KHK ile ihraç edilen Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık, AB ülkelerinin ithal ettikleri gıda ürünlerini laboratuvarlarında test ettiğini belirterek, testlerde mevzuata aykırı zehirli kimyasal madde kalıntısı bulunan ürünlerin ülkeye sokulmadığını ve ihracatçı ülkeye geri gönderildiğini söyledi.

Bu sonuçların internette yayınlandığını dile getiren Şık, ülkemizin ihraç ettiği gıda ürünlerinde tespit edilen zehirli kimyasal madde kalıntıları ile ilgili bilgilere ulaşmanın mümkün olduğunu aktardı. Sonuçları incelediğini belirten Bülent Şık, 2016 yılı Haziran ayından itibaren Türkiye’nin AB ülkelerine ihraç ettiği gıda ürünlerinde klorpirifos zehri içerdiği belirlenen gıda ürünlerinin sayısının önceki yıllara kıyasla anormal seviyelere tırmandığına dikkati çekti.

Toplatılma kararı var

Dünya genelinde kullanılan tarım zehirlerinden birisinin de pestisit olduğunu bildiren Yrd. Doç. Dr. Şık, şu bilgileri verdi:

“Bu ilaç böcekleri ve yabani otları öldürmek için kullanılıyor. Birçoğu yüksek derecede etkiye sahip kimyasal maddeler. Bunlardan bazıları zaman içinde yasaklanıyor.

Klorpirifos adını verdiğimiz bir pestisit var. 2015 yılında Ocak ayında Avrupa Birliği’nde bu madde yasaklandı. Türkiye’de ise 2016 yılının Mayıs ayında yasaklandı. Sadece yasaklama değil, bebek ve çocuk sağlığına çok zararlı olduğu için piyasadan toplatılmasına karar verildi. Hem artık tarımsal ürünlerin üretiminde kullanılması yasak hem de piyasada olanlar toplatılacak. Bu toplama işini de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yapacaktı.”

“Zehirli madde kullanılmaya devam ediliyor”

‘Yasaklama kararına uyuluyor mu’ diye araştırmaya başladığını belirten Bülent Şık, yasağa göre maddenin Türkiye’de 2016 Mayıs ayından beri kullanılmaması beklendiğini, ancak mevcut durumun bunu göstermediğini söyledi. Şık, şöyle devam etti:

“AB’nin 2016 ihracat analiz kayıtları ile 2017’deki kayıtları, çeşitli gıda ürünlerinde klorpirifos maddesi nedeniyle ürünlerin iade edildiğini gösteriyor. Demek ki bu madde kullanılıyor. Piyasalardan toplatılmış olsaydı böyle bir sonuç çıkmaması gerekiyordu.

AB’ye giden daha önceki yıllara ilişkin kayıtlarda 2011, 2012, 2013 yıllarında bu maddenin tespiti yok. Bu, o tarihlerde maddenin Türkiye’de çok az kullanıldığını gösteriyor. Ancak 2016 yılında çok önemli bir artış görülüyor. Bu kuvvetle muhtemel elde mevcut, bayilerde bulunan bu zararlı kimyasalların piyasaya verildiği anlamına geliyor. Toplatılmadığını gösteriyor. 2016 yılında AB’ye giden ve geri dönen ihracat tarım ürünlerinin geri dönüş sebebinin üçte biri klorpirifos ile ilgili. Bu yıl Ocak ile Temmuz ayı arasındaki kayıtların dört biri ise yüzde 27 yine bu madde ile ilgili. Bunlar çok yüksek rakamlar.”

Biber, domates, asma yaprağı

Bu rakamların iç piyasada zararlı maddenin daha fazla tüketildiğine işaret ettiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Şık, “İhraç ettiğimiz ürünler en iyi ürünler ve daha kontrollü üretiliyor. İhraç ürünlerinde durum bu ise yurt içinde tüketilen ürünlerde çok daha büyük sorun var. Ürettiğimiz ürünlerin en fazla yüzde 7-8’ini ihraç ediyoruz. En fazla biber çeşitlerinde, asma yaprağı, domateste bu maddeyi görüyoruz” diye konuştu.

En büyük zararı bebek ve çocuklara

Yasaklanan bu maddenin çocuk ve bebeklere önemli zarar verdiğini, çocukların beyin sistemini, sinir gelişimini olumsuz etkilediğini vurgulayan Şık, “Nörobozucu olarak nitelendiriliyor bu kimyasallar. Çocuklarda dikkat eksikliği ve bilişsel sorunlara yol açan dünya genelinde 12 kimyasal madde var. Bu maddelerden biri de klorpirifos. Saygın bir tıp dergisinde yayımlanan bir makale, yasaklanması gerektiğini belirtti ve ardından AB hemen yasakladı” dedi.

Bu maddeyi vatandaşın görme ya da anlama şansı olmadığını anlatan Yrd. Doç. Dr. Şık, şunları kaydetti:

“Bu zehirlerin ne tadı ne kokusu var. Yapılması gereken en önemli şey, bu kimyasalın toplatılması. Bu maddeyi toplamak 2-3 günü alır. Toplatılma kararı üzerinden 1.5 yıl geçmiş ama kullanılmaya devam ediyor. Meyve sebze ürünleri beslenme açısından çok önemli, bunları tüketmekten vazgeçmemeliyiz. Bakanlığın bu ürünleri toplatmasını sağlamalıyız. Yıkayarak temizlemek gibi bir yöntem yok. Yıkamak çok az etkili. Yüzeye püskürtülen ilaçları yüksek akışlı bir çeşmenin altında elle ovuştura ovuştura dakikalarca yıkamakla geçer ama kimse bununla uğraşmaz.”

 

 

Tags: , , , , , , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑