KOS - Medya

Published on Temmuz 30th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

Kuzey Ormanları Savunması, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önünde eylem yaptı: Asıl afet sizsiniz, istifa edin!


(KOS Medya – 30 Temmuz 2017)

Kuzey Ormanları Savunması, İstanbul’da dokuz gün arayla gerçekleşen felaketle ilgili sorumluluk almayı kabul etmeyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önünde eylem yaptı ve “asıl afet sizsiniz, istifa edin” dedi.

Eylemde “Topbaş elini İstanbul’dan çek”, “Asıl afet sizsiniz, istifa edin”, “Toprak yok, beton çok, istifa edin” sloganları atıldı. Açıklamada, her iki sel felaketinin, çarpık yapılaşma ve çevre katliamları sebebiyle gerçekleştiği vurgulandı.

Sel felaketi sırasında halk büyük mağduriyetler yaşarken seçim meydanlarından tünel sayıları üzerinden oy devşirenlerin ortada olmadığına dikkat çeken basın açıklamasında şöyle dendi:

“Asıl afet, sağlıklı altyapıyı kurmayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, hazırladığı üst ölçekli planlar, yandaşlara dağıttığı arazilerle imar rantını elinde tutan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, akıl ve bilim dışı ulaşım projeleriyle yeni afet alanları yaratan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Kuzey Ormanları’nda mega yıkım projeleriyle milyonlarca ağacın kesilmesini seyreden Orman ve Su İşleri Bakanlığı’dır.”

KOS’un basın açıklamasının tümü şöyle:

Türkiye kentleri son 15 yıldır girişimci yöneticiliğin şahikasını yaşamakta. Altyapıları sağlam, afetlere karşı emniyetli, halkın gereksinim ve talepleri doğrultusunda hizmetler içeren insan odaklı kentleşmenin yerine, tepeden inme kararlarla emlak ve inşaat şirketlerinin arzu ve talepleri doğrultusunda şekillenmiş, rant odaklı bir kentleşmeyle karşı karşıyayız. Ve böyle bir kentleşmenin cezalarını da hep birlikte çekmekteyiz, çekeceğiz.

Küresel iklim değişikliği çağında, dünya üzerindeki sorumlu yönetimlerin, vatandaşlarının can ve mal güvenliğini ve etkilenecek tüm canlıları düşünerek gidişata karşı gereken önlemleri yıllar önceden almaya başladıkları bir dönemde, Türkiye’deki merkezi ve yerel yönetimler, tedbir almak bir yana, küresel iklim değişikliği etkilerini katlayacak uygulamaları ardı ardına yapıyor. Kömürlü termik santraller yaygınlaştırılıyor. Fosil yakıt kullanımı sonucu ortaya çıkan sera gazı salınımları şiddetli yağmurları tetikliyor, böylece halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye atacak sellere dönüşmesine davetiye çıkartılıyor. İklim değişikliğinin etkilerini giderek daha çok hissedeceğimiz bir çağda, aymaz iktidara hatırlatmak isteriz:  Bu daha başlangıç!

Nitekim, 20 milyona yakın insanın yaşadığı İstanbul, son iki hafta içinde iki büyük fırtına ve peşinden gelen sel felaketleriyle sarsılmıştır.

Sel felaketlerinde bir şehrin temel hayati hizmetleri ve donanımları olan ulaşım, güvenlik, uyarı, kriz yönetimi, hasar giderme gibi yerel yönetim fonksiyonlarının tamamen çöktüğüne tüm ülke ve tüm dünya birlikte şahitlik etmiştir.

Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş olmak üzere sorumlular,  alay edercesine, halka ‘’tedbir almaları’’ gerektiğini söylemeleri dışında, bu kentin sorumlu yöneticileri olarak kendilerinin ne gibi tedbirler aldığına, nasıl bir afet yönetimi izleyeceklerine ya da ilgili müdahale birimlerine, olası afet noktalarına… dair iki kelam etmedikleri gibi her iki afetin ertesinde de ne tatmin edici bir açıklama ne de bir özeleştiri yapmışlardır.

Mega kent sahipsiz bırakılmış, vatandaşlar kendi çabalarıyla ve diğer vatandaşların yardımıyla sel sularından kurtulmuşlardır.  Ve bilinmelidir ki bu felaketlerde can kaybı olmaması bir mucizedir. Öte yandan, kentsel dönüşüm projeleriyle nüfusunu arttırdıkları kentin altyapısını yenilemek yerine  işlevsiz projelere vatandaşın cebinden milyarlarca dolar harcayan idareler, vatandaşları lağım suları içinde yüzdürmüş, vatandaşın sağlığını tehlikeye atmıştır.

Son afetlerde hepimizin şahit olduğu üzere, Haydarpaşa Limanı’nda 5 vinç devrildi, bir patlama gerçekleşti. Kentin her köşesinden boyunlarını uzatan bu vinçler, arsız ahlaksız arazi rantının b aş göstergeleri, kentin her köşesi için birer tehdittir.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın afet sığınma noktası olarak tanımladığı, şaşaayla açılan Avrasya Tüneli iki felaketten sonra da erişim yolları sular altında kaldığı için kapatıldı. Seçim malzemesi haline getirilen Marmaray’ın istasyonlarını ve metro hatlarını sular bastı. Sosyal medya, şelaleleşmiş görüntülerle sallandı. Ancak yetkili ağızlardan hiç ses çıkmadı! Teknik olarak uygun olmayan, drenajı eksik/hatalı yapılan tüm kent içi karayolu dalış tünelleri göle döndü; kapana kıstırılmış bir durumda  sel suları içinde kalan vatandaşlar kendi çareleriyle buralardan çıktılar. Seçim meydanlarından tünel sayıları üzerinden oy devşirenler ise ortada yoktu, gıkları çıkmadı. Taksim, Yenikapı gibi betonlaştırılan meydanlar, her yağmurda olduğu üzere Üsküdar ve ayrıca Kabataş gibi tahrip edilen kıyı alanları sular altında kaldı, etkileşim bölgesini de sular altında bıraktı. Başta Bayrampaşa, kentin betonlanan tüm dereleri kendilerinden gasp edileni geri aldılar. Deniz ulaşımında çeşitli kazalar gerçekleşti, vatandaşlar can yelekleriyle çoluk çocuk korku içinde beklediler; şehir genelinde ulaşım seferleri iptal edildi. Kısaca kentin yönetimi ortada yoktu; kaos, panik, korku yönetimi kente el koydu.

İstanbul’un hayatı tehlikede!

Son 15 günde tarihindeki en büyük felaketlerden ikisini yasayan kadim şehir, insanı, ağacı, kedisi, martısıyla ekolojik ve kentsel kabusa teslim edildi. Emlak rantı odaklı imar planları, plan tadilatları, yeşil kamusal alanların rezidanslara-AVM’lere çevrilmesi, kent içinde toprak zeminlerin çeşitli projelerle betonlaştırılmasına, yere düşen her damla yağmurun caddelere taşınmasına neden oldu. ‘Dünyanın incisi İstanbul’; rant hırsının güdülediği altyapıyı umursamayan planlama, kemirilen Kuzey Ormanları, yeşil alanların ve toprağın yerine konan beton ucubeler ve bilim düşmanı, sermaye dostu belediyecilik yüzünden afetler diyarı oldu. İnsan ürünü iklim değişikliği gezegendeki yaşamı tehdit ederken, IBB bu gidişe, yarattığı tahribatla katkı sundu, asli sorumlulardan biri olarak şehri yıkıma sürükledi. Kentin sakinleri olarak, yaşayarak öğrendik ve şunun ayırdına vardık ki küresel iklim değişikliği çağında bu daha başlangıç! Eğer durdurmazsak mega şantiyeye çevirdikleri, acil durumlarda toplanacak alan bırakmadıkları İstanbul’u her yağmurda, depremde gelecekte çok daha büyük felaketler bekliyor olacak.

Derhal istifa edin!

Sorumlular bellidir. Asıl afet, sağlıklı altyapıyı kurmayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, hazırladığı üst ölçekli planlar, yandaşlara dağıttığı arazilerle imar rantını elinde tutan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, akıl ve bilim dışı ulaşım projeleriyle yeni afet alanları yaratan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Kuzey Ormanları’nda mega yıkım projeleriyle milyonlarca ağacın kesilmesini seyreden Orman ve Su İşleri Bakanlığı’dır.

İstanbul halkı olarak bize, kentimize, yaşam alanlarımıza yaşattığınız zulme sessiz kalmayacağız.

Asıl afet sizsiniz, derhal istifa edin!

 Kuzey Ormanları Savunması

Tags: , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑