Haber

Published on Ağustos 4th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

St. Simeon Manastırı ve Şeyh Muhammed El Arabi Ziyareti’nin bulunduğu bölge RES’lerden geçilmiyor

(Umut Can ORUÇ / minninahaber.com, 31 Temmuz 2017)

Samandağ’a ismini veren Simeon (Sim3en) dağında bulunan St. Simeon Manastırı’nın ve Şeyh Muhammed El Arabi ziyaretinin bulunduğu bölge rüzgar türbinlerinden geçilmiyor.
Samandağ’da inanç turizminin merkezi olan Simeon (Sim3en) Dağı’nda inanç turizmi açısından  önemli olan Hristiyan Cemaati’nin Antakya bölgesinin Akropolis’i olan ve Terk-i dünya tarikatının merkezi olarak bilinen 1500 yıllık St. Simeon Manastırı ve  Şeyh Muhammed El Arabi Hazretleri Makamı (Ziyareti) bulunmakta. Bölge halkının RES’lerle ilgili şikayetleri üzerine Mınnına Haber olarak bölgeyi keşfe çıktık.

RES şirketinin açtığı yol

Bölgeye çıkarken Simeon (Sim3en) Dağı’na bölgedeki RES’lerin sahibi şirketler tarafından yeni bir yol açıldığını fark ediyoruz, açılan yol bölgede bulunan nehri yarıdan kesmiş durumda, nehrin yolun altından nasıl geçtiği ve yetkili belediyenin bu yola nasıl izin verdiği merak konusu.

St. Simeon Manastırı’nın Hali İçler Acısı

Antakya’ya 18 kilometre uzaklıkta olan ve Terk-i dünya tarikatının merkezi olarak bilinen St. Simeon Manastırı’nın içindeki tarihi eserler güvenlik önlemleri alınmaması nedeniyle tahrip edilmekte ve kaçırılmakta. Güvenlik önlemlerinin alınmamasından kaynaklı manastırın duvarları yazılamalarla kirletilmiş durumda.

Manastır duvarındaki yazılamalar

Bize rehberlik yapan Aknehir mahallesinden vatandaşlar manastırın gün geçtikçe tahrip edildiğini belirtiyor. Manastırın tabanında bulunan mozaikler, üzerleri toprakla örtülerek korumaya çalışılmış. Bölgenin 1. derece sit alanı olmasından kaynaklı çivi çakmak  bile yasakken restorasyon kapsamında  girişte yerlere Arnavut kaldırımı dizilmiş ve Kantin, Lavabo gibi yapılar yapılmış. 1500 yıllık taşların üzerine Arnavut kaldırımının dizildiğini görünce şaşkınlığımızı gizlemek mümkün olmuyor.

Rüzgar Türbinleri ile İnanç Merkezleri İç İçe

“Dualarımızı, inancımızın ve ibadetimizin gereğini rahatsız olmadan yapabilmek istiyoruz”.

1500 yıllık St. Simeon manastırı ve Şeyh Muhammed El Arabi Hazretleri Makamı (Ziyareti) ile ucube Rüzgar türbinleri iç içe bulunmakta. 1. derece sit bölgesi olan St Simeon manastırı bölgesinde, RES’lere Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ruhsat alınamadığından bölgede yetkisi olmayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığından ruhsat alındığı  iddia ediliyor. Rüzgar Türbinlerinin gürültü ise manastırda ve türbede yapılan ibadetleri zorlaştırmakta.

Endemik bitkilerin yayılma alanını, kutsal mekânları olan El Arabî Ziyaretinin, dünyanın en önemli üç ana kuş göç yolundan birinin tahrip edildiğine işaret eden Doğaseverler, Alanda mantar gibi türerken RES’lerin arttırılmaması gerektiği, hatta mümkünde azaltılması yoluna gidilmesi gerektiğine vurgu yaparak, doğa yanı sıra insan sağlığının da bile bile risk edildiğine dikkat çektiler.

‘İlçemizde daha çok kar, rant ve sömürü bürümüş olan enerji sermayesinin yarattığı tahribatlara son diyoruz’ ifadeleri ile konu hakkında düşüncelerini açıklayan Hristiyan cemaatinden Ferit Diker (Hannut),“sermayenin vicdansızlığına,  beyinsizliğine, duyarsızlığına sesiz kalamayız. Sermayenin dini, ahlakı, ırkı, milliyeti, sınırları yoktur.  St. Simon manastırı, El Arabî Hazretleri bu ülkenin vazgeçilemez kültürel, tarihi ve inanç zenginliğidir. Hiç birinden vazgeçmeyeceğiz, koruyacağız ve turizme kazandıracağız. St. Simon Manastırının yakınında bulunan El Arabî Hazretleri Türbegahı’nın bitişiğine dikilen onlarca RES Türbini bizi rahatsız etmektedir. Alevi yurttaşlarımız için önemli bir merkez olan El Arabî Hazretleri  ve St.Simon Ziyareti RES Türbinlerinin işgali altındadır. Baktığınız her yerde Türbinlerden başınız döner.  Gözlerinizi kapatsanız kesintisiz bir şekilde onlarca savaş uçağı sesi gibi bir ses olan RES türbinlerinin sesi kulaklarınızda ve beyninizde zonklayacaktır. Uzmanların açıklamalarında uzun bir süre RES’lerin sesine maruz kalan vatandaşların uyuşan bir beyni olduğu, kişi ile konuşulanı algılamada güçlük çektiği vurgulanıyor. İnsanın kimyası ve doğasını tahrip eden RES’lerden olumsuz etkilenen bir ailenin şuan burada dramına tanıklık ediyoruz. Doğa katili bu türbinler insan katili olmadan derhal kaldırılmalı ve yeni tribünlerin dikilmesinin önüne geçilmelidir.

Tags: , , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑