Makale

Published on Ağustos 8th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

Son casus: Kızıl akbaba


(Gökhan Tan / Diken – 31 Temmuz 2017)

Bir kuşun casusluk yaptığına inanabilirsiniz. Bu sizin düşünme ve dünyayı algılama kapasitenizle ilgili bir durum. Ama bir şeye inanmanız o şeyin gerçek olduğu anlamına gelmez. Hele, yaptığınız işe gazetecilik diyorsanız, daha ciddi davranmanızı gerektiren  bir konumdasınız demektir.

Okurunuza, inandığınız şeyin gerçek olduğunu göstermek istiyorsanız, duygularınız yeterli gelmez. Gerçek verilere, somut, elle tutulur kanıtlara, kaynaklara ihtiyacınız var demektir. Bunlara ihtiyaç duymadan yayınladığınız şey ‘haber’ olamadığı gibi, yaptığınız işe gazetecilik de denemez.

Güneş, Star, Takvim, Milat ve Akşam gazeteleri bugünkü “casus kuş’ ‘haberiyle yayınlandı. İlk üç gazete bu ‘haberi’ ön sayfasında da duyurdu.

Güneş ön sayfasında, “İsrail’in casus kuşu”başlığı atarken ve içeride “Kamerayla donatılmış casus kuş havada vuruldu” diye devam etti.

Diğerleri de benzer başlıklar ve neredeyse aynı metni kullandılar. Görebildiğim kadarıyla, hükûmete yakın bu beş gazetede yayınlanan ‘haberin’ ortak noktası, hiçbirinde ne bir kaynak ne de ‘haberin’ sahibi muhabire/ajansa dair bir imza olmamasıydı.

Sabah, Türkiye, Yeni Şafak gazeteleri ‘habere’ bugünkü nüshalarında yer vermediler ancak internet sayfalarında yayınladılar. Yazıyı kaleme aldığım öğle saatlerinde Türkiye ve Yeni Şafak’ın sayfalarından kaldırmıştı. Sabah ve aHaber’de ise hâlâ duruyordu; ‘haberin’ İhlas Haber Ajansı (İHA) imzasıyla servis edildiğini onlardan öğrendim.

Burada aHaber editörlerinin hakkını da teslim etmek lazım: Diğerleriyle hemen aynı metni kullanmalarına rağmen, kanat açıklığı iki metreye ulaşan bu dev kuşun kızıl akbaba olduğunu fark etmiş ve metnin ikinci yarısına da olsa bu bilgiyi eklemişlerdi! Bu katkı sonrasında ‘haber’ metninin en olgun hali şu hale gelmişti:

“Edinilen bilgiye göre, Suriye’nin İdlip kırsalında bulunan ÖSO birlikleri, havada uçan değişik bir kuş gördü. Kuşun her gün sürekli aynı bölge üzerinde uçuyor olması, bölgede bulunan muhaliflerin dikkatini çekti. Açılan ateş sonucu ölü olarak ele geçirilen kızıl akbabanın üzerinde kamera ve çip bulundu. Akbabanın kim tarafından hangi amaçla bölgeye gönderildiği ve bölgede başka olup olmadığı araştırılıyor. Bu arada kuşun üzerindeki kameranın İsrail menşeili olduğu iddia edildi.. ”

“Akbabanın kim tarafından hangi amaçla gönderildiği…”

İyi niyetli düşünüp, nesli tehlike altındaki kuşların ‘halkalama’ tabir edilen yöntemle işaretlendiğini, bu türlerin göç rotalarının takip edilmesi, konaklama ve yuvalama alanlarının belirlenmesi ve bu sayede koruma alanları oluşturulması amacıyla zaman zaman kuşlara uydu verici takıldığını bilmediklerini var sayalım.

Peki ‘ele geçirilen kuşun kim tarafından hangi amaçla bölgeye gönderildiği’ iddiasını hangi niyetle açıklayabiliriz? Ya koskoca akbabayı bile tanımaktan acizken, bunun bir ‘İsrail casusu’ olduğunu hangi bilgi ve birikimle savunuyorlar? Evcilleşmesi imkansız bir yırtıcı kuşun bir devletin istihbarat teşkilatı tarafından casus olarak kullanıldığı ve aynı türde başka casuslar da olabileceğini iddia eden seviyeyi ne yapacağız?

Aslında Avrupa kıtasında halkalanan ve verici yerleştirilen tüm kuşların kaydının tutulduğu‘euring.org’ adresinden, kanat bandı üzerindeki kodu girerek kuşun menşeini öğrenmek mümkün. Ama yukarıda bahsettiğim seviyeden, bu derece ‘yüksek’ bir performans bekleyebilir miyiz?

İHA haberi kaldırdı

Derken ‘haberin’ özgün halini okumak için İHA’nın kamuya açık sitesine girdiğimde ise yeni bir sürprizle karşılaştım. Dün sabah saatlerinde‘haberi’ servis eden İHA yayından kaldırmıştı. Ama İHA, yayından kaldırmakla kalmamış, Şanlıurfa Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi kaynaklı “Yırtıcı kuşlara takip amaçlı halka takılıyor” başlıklı bir yeni haber yayınlamıştı.

Haberde, son iki yılda sadece Şanlıurfa’da 65 kuşun halkalandığını, iki yırtıcıya da, tıpkı Suriye sınırında katledilen kızıl akbaba gibi GPS vericisi takıldığı yer alıyordu. Belki de, habere benzemeyen o şeyin saçma sapanlığını fark etmişler, nefret kokan iddialarından utanmışlar ve bu nedenle haber kaldırmış, kaynağı belli yeni bir haberi ‘düzeltme’ babında yayınlamıştı. Peki bu konuda abonelerini uyardılar mı?

Kuşta kamera yok

Doğrusu ‘haberi’ kullanan yayınların böyle bir düzeltmeyle ve gerçekle ilgilendiğini sanmıyorum. Hizmet ettikleri görüşü onaylayan bir ‘haber’ hazır önlerine gelmiş, yayından kalkmış bir ‘haberi’ ön sayfadan duyuracak kadar dezenformasyona hazırken, böyle bir endişeleri olduğunu düşünmüyorum. Bu konuya tekrar döneceğim ama önce ‘casus kuşlar’meselesini bitireyim.

Katledilen akbabanın basınımızca casus ilan edilmesi üzerine, konunun, yani kuş halkalama ve verici yerleştirme alanında iki uzmana ulaştım. Orman ve Su İşleri Bakanlığı yaban hayatı uzmanı, ölü akbabanın fotoğrafları üzerinden yaptıkları değerlendirmede kuşta kamera değil, uydu vericisi olduğunu dile getirdi. Bu görüş, yine fotoğraflara dayanarak, ikinci bir uzman tarafından da doğrulandı.

TC Devleti’nin ‘casusları’: Turnalar

Kuş ‘halkalama, markalama ve vericilerle izleme çalışmaları yapmak veya yaptırmak’ bizzat TC Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Yaban Hayatı Dairesi’nin kanunla belirlenmiş görevi. Bakanlık, Ulusal Turna Eylem Planı çerçevesinde nesli neredeyse tükenen turnalara 2014’ten bugüne uydu vericisi yerleştiriyor.

Nitekim Orman Bakanlığı’ndaki kaynağım, öldürülen akbabanın üzerindeki vericinin, bakanlık tarafından kullanılan vericiyle hemen hemen aynı olduğunu söylüyor.

Aynı şekilde Kuzey Doğa Derneği, yine nesli tehlike altındaki 10 küçük akbabaya geçmiş yıllarda uydu vericisi yerleştirerek, kuşların kullandıkları alanları belirlenip ve koruma altına alınması için çabalıyor.

Kuştan casus yaratan ‘gazetecilik’ marifeti

Basınımızın gazetecilikle, gerçekle ve yaban hayatıyla ilişkisini yukarıdaki örnekte gördük. Peki kuştan casus yaratma kabiliyetine haiz‘gazeteler’, onların diliyle sorarsak, “Kim tarafından, hangi amaçla yayınlanıyor?”

Sadece, Turgay Güler’in yayın yönetmeni olduğu Güneş ‘gazetesinin’, “İsrail’in casus kuşu”başlığıyla verdiği ‘haberin’ hemen yanında yer alan manşetine bakalım.

“Adım adım Büyükada” başlığıyla verilen manşetinin altında şunlar yazıyor: “Kadıköy’de bir grup kadın durup dururken ‘Kıyafetime dokunma’ diyerek sokağa çıktı. Maçka Parkı’ndaki bir güvenlikçi, kıyafetinden dolayı bir kadına saldırdı. Siverek’te sakallı cüppeli biri Atatürk heykelini yıkmaya çalıştı. Büyükada’da yakalanan ajanların planları tıkır tıkır işliyor.”

Güneş’in haftalık, günlük olağan manşetlerinden biri bu. Büyükada’da bir otelde, kapısı açık bir toplantıdayken gözaltına alınıp, 11 gün alıkonulduktan sonra 18 Temmuz’da ‘terör örgütüne yardım’ suçlamasıyla tutuklanan ama bırakın bir kanıt sunmayı, yardım ettikleri örgütün ismi bile hâlâ söylenemeyen insan hakları savunucuları, Güneş’e göre birer ‘ajan’ ve geçtiğimiz günlerde tutukluyken de ‘kaos planlarının devreye sokulması için her yola başvuruyor.’

Üstelik özgürlük alanını savunan kadın hareketini, İstanbul Belediyesi’nin iş verdiği güvenlik elamanını ve mütecaviz İslamcı’yı bir araya getirip, aynı planın üç köşesinden tutturmayı başarıyor!

Tanıdık geldi mi?

Var olmayan kamerayı var eden, evcilleşmesi bile mümkün olmayan bir canlıyı istihbarat elemanı gibi gören, gerektiğinde bir kuşu bile casusa çeviren yetenekten ne bekliyordunuz? Gerçekle ilişki kurmasını mı?

Tags: , , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑