Makale

Published on Ağustos 10th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

“Gezicilere karşı cihat yolunda savaşın çocuklar!”

(Büşra Cebeci / Sendika – 10 Ağustos 2017)

Eğitimde dinsel gericiliğin egemen kılınmasının son ürünü MEB’in hazırladığı 2017 müfredatı oldu. Müfredata “vatan sevgisi” nitelemesi ve düşmanlarla savaşma kutsaması eşliğinde “cihat” eklendi. Cihat yoluyla savaşılacak düşmanların başına ise “Geziciler” konuldu

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2017 eğitim müfredatını yayımladı. Yeni müfredat, yayımlandığı günden itibaren öğrencilere “cihat” kavramının kutsanarak anlatılması, Atatürkçülük ve laiklik konularının daraltılması, Aleviliğin “yorum” olarak ele alınması, Evrim Teorisi’nin müfredattan çıkarılması gibi başlıklarda ayrı ayrı tartışmalara yol açtı.

Her ne kadar Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dersinin “Türkiye’deki bilimsel gelişmeler” başlığı altında bilime ve bilim insanlarına ilişkin güzellemeler yer alsa da; müfredatta bir bütün olarak dinsel gericilik egemen kılındı, bilimsel eğitimden geriye içinde “bilim” geçen cümleler bırakıldı.

“Cihat bilmeyen çocuğa matematik ne fayda”

Aslında TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi Ahmet Hamdi Çamlı, tek cümle ile müfredatın durumunu özetledi: “Cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmenin faydası yok.”

Çamlı’nın sözünü ettiği “cihat” kavramı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi müfredatına “vatan sevgisi” ve “Allah yolunda mücadele” nitelemeleriyle, “cihat” için düşmanlarla savaşmanın kutsal olduğu ve vatan sevgisinin bu savaşlarla ölçüldüğü iddiasıyla eklendi. Kutsayıcı dile ve iddialara uygun ayet ve hadisler de müfredata iliştirildi.

Böylece “cihat” kavramının 6. sınıftan itibaren öğrencilerin kavram dünyasına dahil edilmesi ve eğitim yaşamlarının devamında dünyaya “cihat” penceresinden bakması amaçlandı.

Savaşılacak baş düşman: Geziciler!

AKP’li Çamlı “önce cihat sonra matematik” sistematiğiyle çocukların “matematik mücahidi” olabileceğini mi düşündü, bilinmez; ama müfredata bakıldığında çocukların mücadele edecekleri tek unsurun ne yazık ki matematik olmadığı anlaşılıyor.

Eğitimin ilerleyen yıllarına ise “cihat” yolunda savaşılacak “düşmanlar” tanımlandı. 12. sınıfta verilecek Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dersi müfredatına Gezi Parkı Direnişi, 17-25 Aralık operasyonları ve 15 Temmuz darbe girişimi eklendi; pek tabi AKP’nin gerici, düşmanlaştırıcı politikaları doğrultusunda.

Ders müfredatında Gezi Parkı Direnişi, “iç ve dış güçlerin amaç ve hedefleri doğrultusunda çıkarılan olaylar” diye sunuldu. Konu anlatılırken, iktidarın düşmanlaştırıcı dilinin bir yansıması olan “Geziciler” nitelemesi kullanıldı. Böylece Türkiye’nin 80 ilindeki eylemlere katılan milyonlarca kişi, o milyonların içinde yer alan anne babası, okulundaki öğretmeni, mahallesindeki komşusu açıkça hedef haline getirildi.

Hâsılı, yeni müfredatıyla MEB’in, “vatan sevgisi” adı altında cihadı öğütlediği çocuklara bir tek “Git bu vatan hainlerini öldür” demediği kaldı.

Eğitimci hem empati kurduracak hem savaşı kutsatacak

Müfredatın öğrenciler üzerinde sarsıcı, yıkıcı etkiler bırakacağı açık. Ne var ki işin bir de eğitimciler boyutu var.

Müfredatın eğitimcilere yönelik öğretim programında, verilen eğitimle bir insanın sahip olması gereken tüm erdemlerin öğrenciye kazandırılması gerekliliğinden söz ediliyor. Bu erdemler “farklılıklara saygı gösterilmesi, düşüncelerin rahat paylaşılması, empati kurulması, öfkenin kontrol edilebilmesi” olarak sıralanıyor.

Peki öğretmenler öğrencilerine farklılıklara saygıyı ve empatiyi nasıl öğretecek?  Ülkenin en az yarısının düşman olduğunu anlatıp, onlara karşı cihat yolunda savaşmayı kutsayarak mı?


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑