KOS - Medya

Published on Ağustos 17th, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

İKS’den 17 Ağustos açıklaması: İstanbul depreme, afetlere hazır değil. Peki #NereyeSığınacağız?”


(KOS Medya – 17 Ağustos 2017)

İstanbul Kent Savunması, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 18. yıldönümünde “17 Ağustos’un Yıldönümünde Tekrar Hatırlatıyoruz – İstanbul Depreme Hazır Değil!” diyerek bir açıklama yayınladı. Açıklamayla eş zamanlı başlayan #NereyeSığınacağız” kampanyası da İstanbul’da 470 adet Afet Toplanma Alanı’ndan geriye 77 adet kalmasına dikkat çekerek İstanbullular’ı Afet Toplanma Alanları’nı fotoğraflamaya ve hashtag üzerinden paylaşmaya davet etti. İKS, ayrıca kampanyayla birlikte İstanbullular’ın ilçe belediyelerine Afet Toplanma Alanları’nı sorabilecekleri bir dilekçe de hazırladı.

Alınması gereken önlemlere yönelik önerilerin de bulunduğu açıklama, afetlere karşı yerellerden örgütlenmenin acil olarak başlatılması gerektiğini de vurguluyor.

İKS tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

17 Ağustos’un Yıldönümünde Tekrar Hatırlatıyoruz:
‘’İstanbul Depreme Hazır Değil!’’

Her 17 Ağustos’ta hatırladığımız gerçek şudur ki İstanbul, afetler karşısında artık çok daha zayıf, kırılgan ve riskli durumda. Üretim yerine borçlanmaya ve emlak inşaat rantına dayalı bir ekonomi, bu zayıflığı katmerleştirmekte.

Temmuz ayında yoğun yağış nedeniyle 9 gün arayla yaşanan seller, İstanbul’un afet öncesi, afet esnası ve sonrası ile ilgili hiç bir eylem planına sahip olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi. Görkemli AKOM binasından duyurular yaparak boy göstermek dışında, idarenin afet sahasında gözükmediği mega kentte, vatandaşlar kendi olanaklarıyla sel sularından kurtulmaya çalıştılar. Küresel iklim değişikliğine karşı tedbirler almak yerine tam aksine son hızla beton-asfalt cehennemine dönüştürülen İstanbul, iklim değişikliği etkilerini böylece katlanarak yaşadı; ileride de yaşayacak.

Yakınlarda, 9 gün arayla yaşanan bu iki afet ertesinde İstanbul’un hal-i pür melaline ve idarenin kayıtsızlığına, sorumsuzluğuna bakarak,

17 Ağustos’un yıldönümünde deprem denen afeti bir kez daha düşündüğümüzde, karşımıza çıkan tablo korkutucu ötesidir. Metropol kentlerin afetler karşısında savunmasız olmasının ana nedeni insan eksenli politikaları uygulamayan, rant odaklı yönetimlerdir. Denizde kazıkların üstüne yapılan bir alanı afet toplanma alanı ilan etmek, dolgu alanlarını arttırmak, zemin haritalarına bağlı kalmamak, dere yatakları ve kayma riskli yerlere inşaat izni vermek, ana arterleri, tahliye hatlarını planlamamak, kentin her boş alanına bir inşaat projesi planlamak gibi salt rant odaklı öngörüsüz politikalar, İstanbul’un sonunu hazırlamaktadır.

Nitekim:

  • Felaketin üzerinden 18 sene geçti. 2001 senesinde zamanın hükümeti tarafından hazırlanan Acil Eylem Planı, tüm eksiklerine rağmen yerellerde deprem toplanma / çadırkent alanları, acil ulaşım yolları, müdahale araçları konteynerleri, mahalle bazında örgütlenme gibi somut çözümler getirirken, o zamandan bugüne depreme yönelik cafcaflı raporlar ve planlar dışında hiçbir somut adım atılmadı.
  • 2011 yılında AFAD Başkanlığı koordinasyonunda 100’den fazla paydaşla Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı hazırlandı. Zamanın hükümeti UDSEP-2023 adıyla tanıttığı planı18 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlayarak yürürlüğe soktu. ‘’Depremlerin ekonomik sosyal, çevresel ve toplumsal kayıplarını önlemek veya etkilerini azaltmak ve depreme dirençli, güvenli, hazırlıklı, sürdürülebilir yaşam çevreleri oluşturmak’’ şiarıyla yola çıkan UDSEP ölü doğmuş bir kurum olarak kaldı.
  • 2015 yılında ise Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) adıyla bir plan hazırlayan AFAD, ‘’TAMP ile artık afet ve acil durumlara çok daha hazırız..’’ diye ilan etti. Ancak son sellerde ve Çanakkale depremlerinde gördüğümüz üzere acil durumlarda bu planın bir işe yaradığını gören olmadı.
  • 2001 yılı Acil Eylem Planı’nda yer alan afet toplanma ve çadırkent alanları ise rant uğruna AVM, otel, plaza, rezidans dikmek için betonlaştırıldı. 470 adet afet toplanma alanından 2010’da geriye 240, 2016’da ise 77 tanesi kalmıştır. Emlak ve inşaat rantı üzerinden çarklarını döndüren bir ekonomide bu sayının daha da azalacağına kuşku yok.
  • Hafriyat dökme alanları büyüklüğünün 7 ilçeyi geçtiği bir düzende afet toplanma alanları bir ilçe bile etmemekte! İnsan yaşamı molozdan da düşük değerde.
  • Yine 2001 planı doğrultusunda Afet Acil Ulaşım Yolu ilan edilen 562 cadde ve sokağın çoğunluğu İSPARK işgalinde.
  • Tıkır tıkır çalışan imar komisyonları binlerce plan değişikliği gerçekleştirir ve 6306 sayılı Afet Yasası deprem dönüşümü kılıfı altında rantsal dönüşüm amaçlı kullanılırken, depremle ilgli ciddi bir tek plan çalışması yapılmamıştır.
  • Afet öncesi alınması gereken önlemler AFAD’ın rapor ve planlarının notları arasında bulunmakta ancak gerçekte karşılıkları yok; bu doğrultuda atılan somut adımlar yok. Oysa biliyoruz ki asıl yaşam kurtaran, deprem öncesinden afete karşı hazırlıktır. Afet öncesinde hazırlık aşamasına gereken önem verilmemekte; konu afet çantanız hazır mı, nereye nasıl çömelirsiniz eğitimine indirgenmektedir.
  • Depremde çıkması muhtemel yangınlara karşı doğalgaz hatları ya da başta okul hastane gibi kamu binaları ile viyadükler, köprüler, altgeçitler ve tüneller… 99’dan bu yana bunların yüzde kaçı sağlamlaştırıldı, sağlamlaştırıldı mı bilen yok.
  • Deprem ertesinde ciddi bir sonuç olarak karşımıza çıkacak olan temiz su ihtiyacı nereden nasıl sağlanacak bilmiyoruz.
  • Deprem vergilerimizi duble yollara harcayan iktidar 2012 Van depreminde Van’a yeterli çadır sağlayamadı. Yarın bir deprem olsa, 20 milyonluk İstanbul’un çadır ihtiyacı nasıl karşılanacak bilen yok.
  • Öte yandan, afet sonrası ilk 30 dakika ve ertesindeki 72 saate kadar kendinize yetmeyi öğrenin diyen kurumlar ve yerel yönetimler; can ve mal kaybını önleyecek rasyonel çözümler üretmemekte. 

İstanbul Kent Savunması olarak önerilerimiz: 

  • Her ilçenin afet hazırlık planının hazırlanmasını ve yerelde yaşayanları bu çalışmalara katmasını talep ediyoruz;
  • Yerel yönetimler toplanma alanlarını mahalleli ile belirlemeli ve kişiler afet durumunda nerede toplanacaklarını kesin olarak bilmelidir.
  • Her mahalleye, nüfusa yeterli büyüklükte ve acil ihtiyaçlar ve müdahale araçlarını da içeren afet toplanma alanı talep ediyoruz.
  • Başta ilin, sonrasında her ilçenin Afet Hazırlık Planı olmalı. Mahalle / Bölge Tahliye Planları yapılmalı. Bunlar mahalle ve sokak bazında katılımcı bir çalışmayla gerçekleştirilmeli.
  • Hazırlık aşamasının önemli çalışması olan Mahalle Risk Analizi ve Mahallenin İnsan ve Altyapı Kaynakları
  • Yerelde, İstanbul ilçe ve mahallelerinden halkın depreme karşı hazırlık aşamasına aktif gönüllü katılması için bu yönde hazırlık çalışmaları yapılmalı. Mahallelerde oluşturulacak afet hazırlık ekibi birbirini tanıyan insanlardan oluşmalı.
  • İBB ve tüm ilçe belediyelerinden, yönetimleri altındaki mahallelerin, bölgelerin afet toplanma alanlarını açıklamalarını talep ediyoruz.
  • #NereyeSığınacağız Tüm İstanbullulara çağrımızdır. İkamet ettikleri bölgenin afet toplanma alanlarını ilgili idarelere sorarak öğrensinler ve yerinde denetleme yapsınlar. İlgili dilekçemiz aşağıdadır.

İmar değişikliklerine, izinlerine kurban edilmiş, yeşil alanlarına başta AVM, lüks konut her çeşit beton dikilmiş, doğası, ormanı sahili yok edilmiş bir İstanbul’da her kesimin başta deprem ve seller olmak üzere tüm afetlerden zarar göreceğini İstanbul halkına ve bu güne dek afetlerin ciddiyetini dikkate almayan merkezi ve yerel yönetimlere bir kez daha hatırlatırken, İstanbul Kent Savunması olarak afetlere karşı yerellerden örgütlenmenin acil olarak başlatılmasını talep ediyoruz.

İSTANBUL KENT SAVUNMASI
16 AĞUSTOS 2017

Dilekçe adresi: https://goo.gl/Y3W9e8


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑