İklim

Published on Eylül 21st, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

Irma ve Harvey, iklim değişikliğinin gerçek olduğuna dair herhangi bir kuşkuyu ortadan kaldırıyor

(Michael E Mann, Susan J. Hassol, Thomas C. Peterson / The Washington Post – Çev: Naime Sürenkök / Yeşil Gazete – 20 Eylül 2017)

Foto: Irma (soldaki) ve Jose Kasırgaları Atlantik Okyanusu üzerinde hareket ederken (Fotoğraf:NOAA/Reuters)

Üç gün içinde Houston’da 50 inçlik yağmur alan ve rekor kıran en şiddetli kasırga olan Kasırga Harvey’den ortalık yavaş yavaş temizlenirken, bir yandan da açık Atlantik Okyanusunda kaydedilen en ıslak kasırga Irma’yı beklerken insanın aklına şu soru geliyor : Bu olaylarda insan kaynaklı iklim değişikliğinin rolü nedir ve kendi davranışlarımız risklerimizi diğer şekillerde nasıl arttırdı?

Temel fizik prensipleri ve gözlenen hava durumu eğilimleri, cevapların bazılarını zaten bildiğimiz anlamına gelmektedir – ve aslında bu cevaplar uzun zamandır zaten bizde.

Kasırgalar, enerjilerini sıcak okyanus sularından alıyor ve okyanuslar, atmosfere giren gazların, özellikle de kömür, petrol ve gazın insan faaliyetleri sonucu ısı-tutan gazların birikimi nedeniyle ısınıyor. En şiddetli kasırgalar küresel ısınma yüzünden daha da güçlendi. Geçtiğimiz iki yıl içinde, hem dünya genelinde hem iki yarım kürede, Pasifikte ve şimdi de Irma ile Atlas Okyanusu’nda rekor seviyede şiddetli kasırgalara tanık olduk.

Daha sıcak havanın daha fazla nem tuttuğunu  ve insan kaynaklı küresel ısınmaya bağlı olarak atmosferdeki su buharı miktarı artmış olduğunu da biliyoruz. Bu artışı ölçtük ve tartışmasız bir şekilde insan kaynaklı ısınmaya dayanmaktadır. Bu fazladan nem daha şiddetli yağışlara neden olur, ki bu da gözlemlenenmiş ve bizim iklim üzerindeki etkimize dayandırılmıştır. Kasırga yağış oranlarındaki artışın daha sıcak bir dünyada beklendiğini biliyoruz ve şimdi hep beraber bu gerçekliği yaşıyoruz.

Ve küresel ısınma da daha yüksek deniz seviyesi anlamına gelir; çünkü hem okyanus suyu ısınırken genişler, hem de dağlardaki ve kutuplardaki buzlar erir ve okyanuslara doğru yol alır. Deniz seviyesindeki yükselme hızlanıyor ve kasırgalardan kaynaklanan fırtına dalgaları, kıyı kentlerimizin içine sızmak için denizlerin üstünde ilerliyor.

Sağanak yağışın denize akması gerekirken fırtına dalgalanmaları nedeniyle bunu hızla yapamayıp, şiddetli yağmur ve daha yüksek deniz seviyeleri ile büyük kasırgalarda görünen sel baskınlarına  sebep olabilir. Ne yazık ki, Harvey’in yarattığı yıkıcı sel olayında bu etkiyi gördük.

Tüm cevapları henüz bulamadık. Hâlâ anlamaya çalıştığımız bilimsel bağlantılar var. 2011 yılındaki Irene kasırgası gibi Harvey, birçok farklı faktörün birleşimiyle rekor sel baskınına neden oldu. Yüksek okyanus sıcaklıkları, atmosferde şiddetli yağışa sebep olan daha fazla nem anlamına geliyordu. Fakat her iki fırtınanın da yavaş hareket etmesi, zaman zaman neredeyse sabit olması, yağmurun uzun süre aynı alana düştüğü anlamına geliyor.

En ileri iklim bilimi, bu durağan hava modelinin, yavaşlamış bir jet akışından, bunun da -atmosferik bilim ilkeleri uyarınca- Arktik’in hızlanan ısınmasından kaynaklanabileceğine işaret ediyor. Bu, Kuzey Kutbu gibi uzak bölgelerdeki iklim değişikliklerinin, ABD’nin diğer eyaletlerinde karşılaşılan aşırı hava koşullarında gerçekten çok etkili olabileceğinin bir hatırlatıcısıdır.

Bu bağlantılar halen çok temel seviyede ve bilim adamları bunları halen aktif olarak incelemektedir. Ancak, iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı etkiler söz konusu olduğunda, sürprizlerin kapıda olabileceğini ve de çok da hoş olmayacaklarının da unutulmamak gerek.

Bu durum, kaçınılmaz olarak, politika hakkında tartışmaya ve aslında siyasete yönlendiriyor. Önceki hükümetler, gezegenin gelecekte neye benzeyeceğini göz önüne alarak, iklim değişikliğine uyum sağlamaya odaklandı. Fakat Harvey, ve muhtemelen Irma gibi olaylar, şimdiki iklimimize (ki bu etkimiz nedeniyle zaten değişmişti) adapte olmadığımızı göstermektedir.

İklim değişikliğinin etkileri artık pek üstü kapalı değil. Onları burada ve gözümüzün önünde gerçekleşirken görüyoruz. Ve biz harekete geçmezsek durum daha da kötüleşecek.

Bununla birlikte, Trump yönetimi bizi geri götürmeye kararlı görünüyor. Son aylarda, Obama yönetimi tarafından hazırlanan politikaların kaldırılmasına tanık olduk: (a) iklim değişikliğine sebep olan fosil yakıtlardan temiz enerjiye doğru gerekli adımları teşvik etmek, (b) mantıklı uygulamalar yardımıyla iklim değişikliği etkilerine karşı dayanıklı kıyı gelişimlerini artırmak ve (c) risk ve uyarlanabilir stratejileri değerlendirmelerimize temel sağlayacak iklim araştırmalarına fon sağlamaya devam etmek. İronik bir şekilde, Harvey’den 10 gün önce, Başkan Trump, kıyı geliştirme planlarında deniz seviyesinin yükselmesi ve diğer iklim değişikliği etkilerini hesaba katan Obama yönetimi tarafından konulan sele karşı koruma standartlarını kaldırmıştı.

Ve Trump, iklim felaketlerinin riskini azaltacak politikaları yok etmekte olduğundan, ulusumuz aslında riskimizi artıran politikaları desteklemeye devam ediyor. Örneğin, vergi mükellefi tarafından ödenen Ulusal Sel Sigortası Programı (National Flood Insurance Program) olmadan, bankalar daha önce sular altında kalan yerlerde evleri yeniden inşa etmek için bazen defalarca ipotek sağlamakta daha az istekli olacaktır. Ve taşkın sigorta programının kendisi de sular altında kaldı: program büyük bir borç batağında ve Kongre, Harvey nedeniyle gelen milyarlarca dolarlık zarar bildirimlerinin ardından, ayakta kalmanın bir yolunu bulmazsa, bu ayın sonunda bu program sona ermek zorunda kalacak.

Harvey ve Irma, politikanın önemli olduğunun üzücü hatırlatıcılarıdır. İklim değişikliğinden kaynaklanan hasar arttıkça, bu ülkedeki vatandaşları korumak için gelecekteki iklim değişikliğini azaltacak ve sonuçlarını hazırlayacak makul bir politikanın Washington’da yürürlüğe konulmasına ihtiyacımız var. Liderlerimizden daha çok şey talep etmeliyiz.

 

Tags: , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑