Makale

Published on Kasım 2nd, 2017 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

‘Toprak Ana için Özgürlük’: FARC sonrası Kolombiya ve ‘paylaşılamayan’ topraklar


(Çeviri – Derleme: Tolga Er / Gazete Karınca, Kaynak: The Guardian)

Kolombiya’da Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, FARC ile 52 yıldır devam eden savaşın ‘resmen’ son bulduğunu duyurmuştu. Ancak ülkede barış umulandan daha uzak. Eskiden FARC’ın kontrolü altında olan bölgelerde şimdi toprak mücadelesi var: paramiliterler, mülkiyet kargaşası, dönüşen tarım ve bölgede varlığını arttırmak isteyen devlet. Yine de aralarında mücadeleleriyle ön plana çıkan bambaşka bir grup ve mücadele de var: Yerliler ve “Toprak Ana için Özgürlük” hareketi.

Bu hafta başından beri aralarında bir FARC üyesinin de olduğu üç önemli isim Kolombiya’nın farklı bölgelerinde öldürüldü.

Kolombiya ve FARC arasında 50 yılı aşkın süren savaş sona erse de Cauca Vadisi’nde, bu sefer yerli halklar uyuşturucu çetelerine, polise ve ormansızlaşmaya karşı mücadele veriyor.

Bambuların üzerinde yeşil ve kırmızı bir bayrak dalgalanıyor; Kolombiya’nın Cauca Vadisi’nde, toprak ve çevre için verilen ölümcül mücadelenin ön hattında muşambadan tenteler yer alıyor.

Dalgalanan bayrak, yerli aktivistlerin “Toprak Ana için Özgürlük” ismini verdiği hareketin sembolü.

Bu hareketin amacı ise özellikle geçtiğimiz sene FARC gerillaları -bir dönem bölgede baskın olan güç- ve hükümet arasında imzalanan ateşkes anlaşması sonrası hızla turistik gezinti yerleri, çiftlik ve şeker rafinelerine dönüşen atadan kalan toprakları geri alabilmek.

Corinto’daki karakol önce şeker rafinerisinden dönüştürüldü, sonra polis tarafından zarar verildi ve en sonunda dağdaki uyuşturucu tacirlerine koka (kokainin ana maddesi) satmak yerine sebze yetiştirmek isteyen aktivistler tarafından işgal edildi.

Zıt dünya görüşlerinin çatışması

Geçtiğimiz sene iki kişinin yaşamını yitirmesine rağmen, Nasa yerlileri -vadideki 20 yerli grubundan en büyük ve en organize olanı-, işgal etmek için ve monokültüre karşı onlarca operasyon düzenledi.

Neredeyse her hafta yüzlerce, hatta bazen binlerce palalı aktivist bu komünal harekete katılıyor.

Bu harekete ise “minga” adı veriliyor; şeker kamışları kesiliyor, yakılıyor ve kamplar kurularak mısır ve manyok gibi geleneksel ürünler ekiyor.

Nasa, yapılanları tarihi ve ruhani anlamda görüyor. Onlar için bu, yüzlerce yıl sürmüş toprak mücadelesinin son aşaması ve iki zıt dünya görüşü arasındaki bir çatışma: Taraflardan biri doğa ile uyum arayışında iken, diğerleri insana ve doğaya etkisine bakmadan olabildiğince çok kâr peşinde.

Nasa bilgesi José Rene Guetio’ya göre “Toprağı savunmak, dünyayı özgürleştirmek demek”.

Guetio şöyle diyor: Daha iyi toprak ve çocuklarımız için daha iyi bir gelecek için akan kanı görebilirsiniz.

Hükümet ile FARC arasındaki ‘barış’ anlaşmasının etkileri

Çevresel endişeler de bu hareketin nedenleri arasında.

Nasa; özellikle tepelerde yer alan göl, sulak arazi ve şelalelerin etrafında çok sayıda insanın yaşamaması gerektiğini belirtiyor.

Kuzey Cauca Yerli Konseyleri Birliği (ACIN) insan hakları koordinatörü Eduin Mauricio Capaz ise su kaynaklarının önemini şöyle anlatıyor: Dağlarda çok kişi yaşıyoruz. Bu hiç iyi değil; çünkü su kaynağımızı yok ediyoruz.

Ancak grubun bu durumu, onları hukuk, devlet ve Kolombiya’nın en büyük toprak sahipleri ve küresel şeker üreticileriyle karşı karşıya getiriyor.

Kolombiya hükümeti ise olaylara farklı bir gözden bakıyor.

Devletin yasal olarak tanınmış mülkiyet sahipliğini koruma yetkisine sahip olduğunu ve yerli toprak sorunlarının çevrenin korunmasıyla karıştırılmaması gerektiğini söylüyor.

Yine de hükümet, bir zamanlar FARC’ın hakimiyetinde olan topraklarda barış sürecinin yıkıcı etkilerinin olduğunu kabul ediyor.

Vadideki durum

Kolombiya’da ormansızlaşma da geçen sene yüzde 44 artış gösterdi. Öte yandan koka üretimi hızla artmaya devam ediyor.

Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Luis Murillo ise devletin polis ve asker aygıtında sorun olmadığını, sorunlara cevap niteliği taşıdığı konusunda ısrar ediyor: Daha önce varlık göstermediğimiz bir bölgede var olmak için hızla harekete geçmemiz gerekiyor.

Cauca Vadisi, uzun süredir çoğu paramiliter grubun operasyonlarının merkezi olarak kullanılıyordu.

FARC’ın silah bırakmasına rağmen, yüzlerce kilometre uzunluğundaki vadide hala 12 farklı silahlı grup aktif. Bazıları Ulusal Kurtuluş Ordusu gibi örgütler iken, diğer grupların çoğu öldürdüğü kişi başına 2500 TL alan ölüm mangaları.

Uyuşturucu çeteleri ve özel ‘güvenlik’ firmaları yüzünden burası; yerli hakları için mücadele edenler, yaşam savunucuları ve gazeteciler için en tehlikeli bölgelerden biri konumunda.

Geçtğimiz sene Kolombiya’da 37 aktivist öldürülürken, bu sene yaşamını yitirenlerin sayısı 28.

En yoğun çatışmaların yaşandığı yer ise Cali havaalanından arabayla bir saat uzaklıktaki Corinto.

“Bizi burada istemiyorlar ama biz de buradan gitmeyeceğiz”

Nasa aktivistleri; şeker, şişeleme ve medya gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösteren milyarder Carlos Ardila Lülle’nin sahip olduğu geniş rafineri bölgesini ele geçirmek için harekete geçti.

9 Mayıs’ta düzenlenen bu operasyon sonucu 17 yaşındaki Daniel Felipe Castro vurularak yaşamını yitirirken, ateşi açanın polis olduğu söylendi.

Yaşamını kaybedenlerden birinin akrabası yaşananları şöyle anlatıyor: Biz kamışları keserken polis kamyonetle geldi ve ateş açtı. Sanki dezenfekte etmek istiyor gibilerdi. Yere zamanında yatamayanlar vuruldu. Bizi burada istemiyorlar ama biz de buradan gitmeyeceğiz. O yüzden bizi öldürmeye çalışıyorlar.

Nasa bilgelerinden Hermes Pilicue, barış anlaşmasının bölgede yol açtığı toprak baskısının şiddete neden olduğunu söylüyor.

Pilicue, barış sürecinden sonra bölgede yaşananları şöyle anlatıyor: Kolombiya’nın barış içerisinde olması gerekiyordu, ancak bizim bölgemizde sorun devam ediyor. Barış anlaşması hayatımızı daha da zorlaştırdı. Toprakta hak iddia ederek her geçen gün daha fazla insan bölgeye geliyor. Bunun nedenlerinden biri de hükümetin maden ve su kullanımı için verdiği imtiyazlar.

Vadideki 20 yerli topluluğun kurduğu 2 bin kişilik “guarda indigena”, aldıkları tehdite rağmen daha şimdiden birkaç madeni kapattı.

Yeşil ve kırmızı üniforma giyen bu gönüllü gücün elinde silah olarak sadece renkli püsküllü uzun tahta sopalar bulunuyor. FARC’ın silahları bırakmasının ardından, bu sefer ‘guarda’ kendini bölgede hissettirir hale geliyor.

Sömürge hiyerarşisi

Barış anlaşmasının toprak dağıtım reformunun bulunduğu 1. maddesinde, ihtilaf sırasında alınan toprakların asıl sahiplerine verileceği belirtiliyor.

Otoriteler bunun ne anlama geldiğine tam olarak açıklık getirmiş değil, ancak yerli haklar bu maddenin, atadan kalma bölgelerde hakları olduğu anlamına geldiğini düşünüyor.

Yerli gruptan Capaz şöyle konuşuyor: Şimdi savaş yok. O yüzden Toprak Ana’nın kurtuluşuna odaklanabiliriz. Maden endüstrileri ve monokültür bizim inanç sistemimizin karşısında yer alıyor. Buradaki insanlar dünyada neler olduğunun farkında. İklim değişimini, toprak kirliliğini biliyoruz ve bunun yaşanmasını istemiyoruz.

Koka ve şeker kamışlarıyla şekillenen bölgedeki değişimin önünde ise bir engel var: vadideki sömürge hiyerarşisi.

Beyaz Avrupalılar, yerli insanları zorla dağlara yönlendirdikten sonra, dağ tepelerinde ev yaptılar ve şeker rafinerilerinde çalışmak üzere köleliğe zorlanan Afrikalıları getirdiler.

Bugünlerde kamışların hasat vardiyasının sonlanmasının ardından otobüs bekleyen siyahlar kendi aralarında şakalaşıyor. Onların iş yerlerini temizlemek isteyen yerli gruplar hakkında kullandıkları ifadelerde, eskiden kalma önyargı olduğu gibi takdir ve saygı da var.

Toprak dağıtım reformu ve barış anlaşmasıyla beraber koka ve marijuana ürünleri, ortadan kaldırılması planlanan ürünler olarak göze çarpıyordu.

Monte Redondo’daki küçük koka yetiştirme topluluğunda bundan etkilenen gerilim ise oldukça belirgin.

Bu bölgede yerliler, ürün değiştirme programına katılıyor. Bu program, ürün olarak uyuşturucudan turunçgil ve kahveye geçilince verilecek tazminatı da kapsıyor.

Çiftçilerin ikna edilmesine gerek yok. Ekonomik güçler halihazırda insanları uyuşturucudan uzaklaştırarak ovalara yönlendiriyor.

Koka’nın fiyattı, her ne kadar hiçbir zaman uyuşturucu piyasasında yüksek seviyelerde olmasa da iyice dibe vurdu, barış anlaşmasından bu yana yarıya düştü. Çoğu çiftçi, uyuşturucu işinin yol açtığı şiddetten dolayı yorgun düştüğünden ürün değişikliğine gitme taraftarı.

Ancak önlerinde bir sorun var: Uyuşturucudan kâr sağlayanlar.

Cocaleros (coca yetiştiricileri) lideri Briceida Lemos Ribera yine de çiftçilerin değişimden yana olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: İnsanlar korkmasına rağmen değişim istiyorlar ve anlaşmaya katılıyor. Barıştan yanalar, ancak bu durum, savaştan kar sağlayan insanlar tarafından hedef alınmamıza yol açıyor.

Üç kamp yan yana

Monte Redondo, eskiden otoriteler için gidilemeyen bölgelerdi.

Şimdiyse üç kamp yan yana duruyor: kum torbalarıyla çevrili polis merkezi, on civarında yeşil tente ile kurulu askeri karakol ve eski FARC gerillalarının oturduğu prefabrik evler.

Askeri kamptaki bir görevli şöyle diyor: Bir bölge dolu değilse, silahlı gruplar oraya giriyor. Daha önce devletin bulunmadığı alanlarda yer alıyoruz. Biz sadece küçük bir adımız ve kaplumbağa adımlarıyla ilerliyoruz.

Yine de barış kırılgan.

Kurulan el bomba pususu sonucu üç polis yaşamını yitirdi.

Eski FARC savaşçıları da gerilimin artışına dikkat çekiyor, ancak gelecek hakkında iyimser konuşuyor. Toprak dağıtım reformu ve daha adil toprak paylaşımını konusunda düzenledikleri kampanya için barışı zafer olarak görüyorlar.

FARC ile beraber hareket ettiği için 6 ay boyunca hapiste kalan Oscar Aragón ise daha yeni çıktı hapisten.

Bir diğer eski FARC savaşçısı Henry Menézez de ormanda geçen yedi yılın ardından yaşadıkları ve yeni topluluk kurmak için gelecekte yapacaklarıyla ilgili kitap yazmak istediğini söylüyordu.

Ancak bu sözlerinin üzerinden sadece 8 gün geçmişti ki; Henry Menézez vurularak yaşamını yitirdi. Öte yandan ‘Toprak Ana’ harektiyle bağlantılı ölümler de yaşanıyor.

Silahlı örgütlerin ve sorunların fazlalığına rağmen, bu ölümlerin asıl nedeni yüz yıllardır süregelen anlaşmazlığın ta kendisi: Toprak ve onu savunan mağdurlar.

“Aile büyür, ama toprak büyümez”

Cauca Vadisi’nin diğer ucundaki tepede şimşekler çakarken, yas tutan kalabalık, Toprak Ana’yı özgürleştirme kampanyasında yaşamını yitiren en son mağdur için düzenlenen cenaze törenine katılıyor.

Kokonuko topluluğundan -Nasa ile müttefikler- radyo ve video üzerine çalışan gazeteci Efigenia Vásquez, vurularak öldürüldüğünde tarhi 9 Ekim idi. Aguas Tibias bölgesinde, eski bir generalin yerlilerin toprağı üzerine kurduğu tarla ve kaplıcalara yönelik özgürleştirme girişimini kaydetmeye çalışıyordu.

Kokonuka aktivistlerine polis müdahale etti. Karşılıklı biber gazı ve taş atılırken; bir yerden silah ateşlendi. Vásquez iki kere vurularak yaşamını yitirdi.

Vásquez’in Renacer Kokonuka radyo istasyonundan arkadaşları, onun tehlikelerin farkında olduğunu, ancak kendi toplumunun başlıca sorununu görüntülemekte kararlı olduğunu ifade etti.

Arkadaşları onu şu sözlerle anlattı: Aile büyür, ama toprak büyümez. Atalarımızın topraklarını geri almamız gerek.

Yaşamını yitirdiğinde hastanede onun yanında olan arkadaşı Marcela Abiram ise “Öldürülmemize neden olsa bile Toprak Ana kampanyasını görüntülememiz gerektiğini daha sekiz gün önce söylemişti bana” diyor.

Silahı kimin ateşlediği tartışmalı, ancak Kokonuko polisi suçluyor. Polisin topluluğu susturup, topraktan kaçmaları için korkutmak istediklerini belirtiyor.

“Mücadelemize devam ediyoruz!”

Yas tutanlar, cenaze töreni süresince üzüntüleri kadar başkaldırılarını da dile getiriyor: “Adelante compañero (yoldaş, ileri)”

Şarkı söylüyorlar, karakolun önünde durup polislere sesleniyorlar: Kadınlarımızı öldürüyorsunuz, mücadelemize devam ediyoruz. Gazetecilerimizi öldürüyorsunuz, mücadelemize devam ediyoruz. Ne zamana kadar mı? Sonsuza kadar!

Vásquez’in yaşamını yitirdiği gün, farklı bölgelerde ve saatlerde aynı topluluktan iki kişi yaşamını vurularak yaşamını yitirirken, bir kişi yaralandı.

Gazetecinin ölüm haberi dünyada yankılandı. Unesco’nun üst düzey yetkilisi Irına Bokova olayı kınadı ve soruşturma için çağrıda bulundu.

Vásquez’in anne ve babası, kızlarının ölümünün yerlilerin davası hakkında farkındalığa yol açmasını umuyor.

Annesi Hilda Maria Astudillo, kızının sessizlerin sesi olabilmek için gazeteci olduğunu ifade ederek şöyle diyor: Ailesi ve çocukları için destek veriyordu her zaman. Çocukları büyüdüğünde barış içerisinde yaşayabilsin istiyordu.

Toprak Ana’yı özgürleştirme mücadelesi

Ancak Vásquez umduğu barışa ulaşmak, eskiye nazaran daha zor. Cenaze töreninin ardından Kokonuka, ikiye ayırdıkları plastik fıçılardan kendilerine kalkan yaptı. Diğerleri molotof kokteyli için şişe ve yakıt topladı.

Aguas Tibias’ta çatışma, sonraki sabah kaldığı yerden devam etti.

Yüzlerce Kokonukolu erkek, vadinin her tarafındaki güzelliklerden yola çıktı. Onları karşılayan ise dört gündür bir tarlada işgalcilerle savaşan 80 civarında polis ve onların attığı sayısız biber gazıydı.

Plastik mermilere karşı kalkan olarak kullandıkları geniş tahta kapılarla ilerleyen aktivistler, polise molotof kokteyli atabilmek için yaklaşmaya çalışıyordu.

Arkalarında da genç ve yaşlılar sapan ile taş atıyordu. Bu taşları yoldan toplayan ve çantalarında depolayan ise Kokonukolu kadınlardı.

Cephanesi azalan polis de taş ve sivri cisim atıyordu.

Bu sefer ne silah, ne ölüm ne de ciddi yaralanan vardı, ancak Toprak Ana’yı özgürleştirme mücadelesi bile Kolombiya barışının geldiği son durumu gösterir nitelikte.

Kuşatma altındaki polislere erzak götürmesi engellenen yerel hükümet yetkilisi, “50 yıllık savaşın ardından şimdi de bu” diyor.

Yetkili uzaklaşmadan önce son bir uyarıda bulunuyor: Geçmemize izin verilmezse, ordu da işin içine dahil olacak. Yakında gelecekler.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑