Haber

Published on Mayıs 16th, 2018 | by Kuzey Ormanları Savunması

0

Milyarlık vurgunu Yargıtay önledi

(Irmak Mete / Aydınlık – 14 Mayıs 2018)

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, İstanbul’daki 8 bin dönümlük orman alanında yolsuz tapu kaydını tespit etti. Görev alanı orman hukuku olan Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin son kararlarından biri İstanbul’un Pendik ilçesine bağlı Ballıca Köyü’ndeki 8 bin dönüm arazi hakkında verildi. Tapu kayıtları iptal edilen ve tazminat talepleri de reddedilen taraf ise, Türkiye’nin en zengin işadamlarından biri olan Saray Halı’nın sahibi Necati Kurmel oldu.

İstanbul Pendik Ballıca Köyü’ndeki 8 bin dönümlük orman alanı nedeniyle Royal Turizm ve Hazine arasında görülen yaklaşık 30 yıllık yargı süreci Şubat ayında sonuçlandı. Satın aldığı tapuların iptali yüzünden zarara uğradığını iddia eden ve yaklaşık 800 milyon TL tazminat talep eden Royal Turizm davayı kaybetti. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, Royal Turizm sahibi Necati Kurmel ve ortağı Ahmet Metin’in yolsuz tapu sicil kaydından haberdar olduğunu belirledi, satın alma sırasında “iyi niyet” olmadığı için satıştan doğan zararın Hazine’den karşılanamayacağına hükmetti. Davanın sözkonusu alandaki üç parsele ilişkin olduğu, bu davada çıkacak karara göre kalan yedi parsel için de tazminat talebi planlandığı öğrenildi. Pilot davada Yargıtay’dan çıkan red kararıyla, Hazine’den şirkete milyarlarca TL tazminat ödemesinin önüne geçilmiş oldu.

Görev alanı orman hukuku olan Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin son kararlarından biri İstanbul’un Pendik ilçesine bağlı Ballıca Köyü’ndeki 8 bin dönüm arazi hakkında verildi. Tapu kayıtları iptal edilen ve tazminat talepleri de reddedilen taraf ise, Türkiye’nin en zengin işadamlarından biri olan Saray Halı’nın sahibi Necati Kurmel oldu.

Dava dosyasına göre, araziyle ilgili tartışmalar 1942’ye dayanıyor. Arazinin ilk sahibi Ahmet Ziyaettin Diler… Bölgedeki orman kadastrosunun 1942’de ilana çıkarılması üzerine Diler, işlem yapılan alandaki 13 ile 32 numara arasındaki 18 parselin tapusunun kendisine ait olduğunu iddia ederek dava açtı. Mahkeme eski 18 tapu kaydının karşılığı olan 460 bin metrekare alanı orman sınırları dışına çıkardı ve Diler’e verdi. Kararın 1945’te onanmasının ardından yürürlüğe giren yasa ile gerçek ve tüzel kişilere ait tüm ormanlar kamulaştırıldı. Diler kamulaştırma bedelinin ödenmesi için Orman Müdürlüğü’ne başvurdu ancak talebi reddedildi. Tarla ve ağıl cinsli eski tapu kayıtlarının, uzun zamandır orman olan Ballıca’daki sözkonusu alana ait olmadığı gerekçe gösterildi. Alanın dört taraftan devlet ormanı ile çevrili olduğu tespit edildi. Dosyada, Diler’in iddialarına dayanak yapılan eski tapu kayıtlarının Ballıca’ya değil, komşu Kurtdoğmuş Köyü’ne ait olduğu belirlendi. 1945 tarihli kararın geçerliliği kalmadı.

USULSÜZ TUTANAKLA TAPU TESCİLİ

Süreç 1989’da 59 Nolu Kadastro Komisyonu’nun yaptığı çalışmayla tersine döndü. Diler’in varislerinin başvurusu üzerine çalışan üç kişilik komisyon, Orman Kadastro Yönetmeliği’ni dayanak göstererek 31 Temmuz 1989’da “Mahkeme kararını uygulama tutanağı” hazırladı. Tutanakta eski 18 tapu kaydının Ballıca’da bazı parsellere ait olduğu öne sürüldü, bu kayıtların sahaya işlenmesiyle Diler’e 1940’larda verilen 46 hektarlık (460 bin metrekare) alan 844 hektara (8 bin dönüm) çıkarıldı ve 10 adet özel orman parseli belirlendi.

AYNI GÜN ROYAL’E SATIŞ

Diler’in mirasçılarının 8 bin dönüme çıkarılan tapu kayıtlarını tescil ettiği gün ilginç bir olay yaşandı. Aynı gün 2 bin 300 dönüm alanı kapsayan üç parsel, Saray Halılarının sahibi Necati Kurmel’in Göçbeyli Emlak Ormancılık Şirketi’ne satıldı. Şirketin ismi hemen ardından Royal Turizm olarak değişti. Göçbeyli isminin davalık parsellerde yer alan eski bir çiftliğe ait olduğu öğrenildi.

YARGITAY YOLSUZ TESCİLİ TESPİT ETTİ

Önce, Orman Müdürlüğü tapuların iptali için dava açsa da kaybetti. Ardından Hazine 2000’de tapu iptali istemiyle dava açtı. Mahkeme tapu kayıtlarının iptaline karar verdi. Dava Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’ne taşındı. Daire, kararında tapu tesciline gerekçe gösterilen “Mahkeme kararını uygulama tutanağı”nın yok hükmünde olduğunu açıkladı. “Orman Kadastro Komisyonu olarak kabul edilmesi mümkün olmayan üç üyeden oluşan ekiple, yönetmeliğe yanlış anlam verilerek yasa ve yönetmeliğe aykırı ve yolsuz olarak Ballıca Köyü sınırları içinde 10 adet özel orman parseli oluşturulduğu” belirtilen kararda düzenlenen haritaların askıya çıkarılmadan tapuların tescil edildiğine dikkat çekildi. Kararda “Yok hükmünde olan bir işlem dayanak gösterilerek oluşturulan sicil de yok hükmünde ve yolsuz tescil niteliğindedir” denildi ve tapu kayıtlarının iptaline hükmedildi.

Bunun üzerine Royal Turizm bedel ödediği tapu kayıtlarının iptaliyle mağdur olduğunu iddia ederek ve Medeni Kanunun 1007. maddesini gerekçe göstererek Hazine’ye tazminat davası açtı. Yerel mahkeme 520 milyon 74 bin TL tazminatın 2012’den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Hazine’den alınıp şirkete verilmesine hükmetti.

YOLSUZ İŞLEMDEN HABERLERİ VARDI’

Hazine’nin kararı temyize taşımasıyla dosya yeniden Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’ne geldi. Hazine’nin sunduğu dilekçede, Royal Turizm’in yolsuz tapu sicil işleminden haberdar olduğu, iyi niyet değerlendirmesi yapılamayacağı iddia edildi. Dilekçede şirket ortaklarından Kurmel’in kızı Setenay Metin’in aynı zamanda Diler’in varislerinden biri olduğu, bu durumun gizlenmesi için Setenay Metin’in nüfus kayıtlarının birçok kez nakil gördüğü belirtildi. Dilekçede Necati Kurmel ve Ahmet Metin’in, Diler’in mirasçılarından yolsuz sicil kaydı öncesinde vekalet aldığı, süreçten haberdar olduğu da öne sürüldü.

VEKALETLERİ VAR AMA HABERLERİ YOK!

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi ise, 15 Şubat’ta kararı açıkladı. Kararda yerel mahkemenin Royal şirketi yöneticilerinin iyi niyetli olup olmadığı yönünde bir inceleme yapmadığı belirtildi. Kararda, tapu sicil kaydı yapılmadan önce Diler’in mirasçılarının Necati Kurmel’e vekalet verdiği, bu vekaletlerle Kurmel’in bizzat tapudaki işlemlerde imza attığı ifade edildi. Yolsuz tescili bilen kişinin iyi niyetli olamayacağı vurgulanan kararda, Necati Kurmel, Ahmet Metin ve Setenay Metin’in tüm işlemlerden haberdar oldukları belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: “Davacı şirket ortakları Necati Kurmel ve Ahmet Metin hem Ziyaettin Diler’in mirasçılarının vekilleri ve hem de davacı şirketin ortaklarıdır. Bu nedenle yolsuz tescilin bilinmemesi mümkün olmadığı gibi bu yolsuz tescile dayalı olarak iyi niyetli olma iddiası da dinlenemez.”

Yargıtay, verilen tazminat kararının bozulmasına hükmetti. 20. Hukuk Dairesi üyeleri Mehmet Boran ve Ümran Görmez ise karara muhalefet şerhi düştü. İki üye, ‘iyi niyet’ iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle tazminatın ödenmesi gerektiğini savundu.

YA ARAZİMİ VERECEKLER YA PARAMI’

Saray Halı’nın sahibi Necati Kurmel, Türkiye’nin en büyük gayrimenkul zenginleri arasında sayılıyor. Özellikle İstanbul’un Kurtköy bölgesine yatırım yapan Kurmel, kızı Setenay Metin aracılığıyla inşaat sektöründe yer alıyor.

Kurmel, 10 Temmuz 2012’de Dünya gazetesine verdiği röportajda Ballıca’daki ormanlık alanla ilgili şunları söylüyor: “Ballıca’da 8 bin dönüm bir arazi aldım 22 yıl önce. Bana çok arazisi var demeleri oradan gelir. Özel bir orman. Bir şahıstan aldım, 6 kardeşindi arazi. Hepsini yurtdışından toplayıp getirdim ve satın aldım. Elimde Türkiye Cumhuriyeti Tapusu var. Bu adamları zamanında Orman Bakanlığı dava etmiş bu arazi nedeniyle, Orman kaybetmiş davayı. Ben aldım araziyi, kazanılmış bir dava, bir de tapu var. Aldıktan 10 yıl sonra Orman bana dava açtı, yine kaybetti. Sonra Maliye Bakanlığı dava açtı ve kazandı. Ben de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gittim, alacağım orayı. Ya arazimi verecekler ya da paramı… Dava sürüyor, 100’de 100 kazanacağım. 20 yıldır uğraşıyorum. 1 milyar dolar gibi bir para tutuyor arazi. Tapuyu ben kesmedim ki, kesip verdiler bana.”

VİLLA YAPACAKTIK’

Araziye gayrimenkul projesi uygulamayı planladığını anlatan Kurmel, “20 yıl önce Japonlar geldi, golf kulübü ve villalar yapılacaktı. Anlaşma yaptık imzaladık. Adam 5 milyon dolar kapora vermek istemişti, almamıştım” diyor.

ESKİ TAPULAR SUİSTİMALE AÇIK

Osmanlı döneminden kalan eski tapu belgelerinin tapu-kadastro işlemlerinden geçirilmesinde yaşanan karışıklıklar yargı yoluyla çözülüyor. Tapu kayıtlarının ormanlık alanlara denk gelmesi durumunda temel görevi “orman hukuku” olan Yargıtay 20. Hukuk Dairesi devreye giriyor. Medeni Kanun’un 1007. maddesi olan “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur” hükmü sonucunda, tapu alarak bedel ödeyen ancak yanlış sicil tescili nedeniyle mağdur olan yurttaşlar, Hazine’ye dava açarak kaybettikleri taşınmaza karşı tazminat kazanabiliyor. Ancak bu maddenin suistimal edildiği durumlar da yaşanıyor. Aydınlık’ın edindiği bilgilere göre arazi-imar işine yönelen bazı işadamları ve konuda uzman avukatlar eski tapu kaydı nedeniyle uyuşmazlık yaşanacağı düşünülen arazileri bulup, mirasçılardan satın alıyor. Tapu kayıtları bölgenin orman olması nedeniyle iptal edilirse de büyük tazminat davaları açılıyor ve Hazine’den yüklü miktarda tazminat isteniyor. 20. Hukuk Dairesi hukuka uygun olmadığını tespit ettiği işlemlerde 1007. maddeyi uygulamayarak tazminata izin vermiyor. Tazminat ödenmesi gereken durumlarda da bedelin hakkaniyetli belirlenmesi yönünde dosyaları bozuyor. Daire bu nedenle arazi kazancı sağlamaya çalışanların hedefinde…


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑